DİNLE KÜÇÜK KIZ...
Öleceğiz...
bir mumya derisi gibi çirkin kılıflarımızı
arkamızda bırakarak;
çırılçıplak, cansız
ardımızda yaşam...
ardımızda yaşam...
Nasıl yaşamalısın peki?"
Nietzche'nin ellerinde,
yaşamları daracık insanlara
bir meydan okumadır bu soru;
"Nasıl yaşanmalı?"
diye soran kadim tarihten miras...
Kendi önüne değerli amaçlar
koyamayan mutsuz ve zayıf bir varlıksın oysa sen,
Değersiz eylemleriyle
sürekli yakınan...

Üstelik
Kendini asla erişemeyeceğin aşkın
Tanrılarla cezalandırıyorsun ve
bunların biricik işlevi de
bu cezalandırmayı pekiştirmek oluyor.
Kendini yaratabileceğin şeylerle değil
yaratmaktan sakınabileceğin şeylerle tanımlıyorsun;

Sen, kendi kendinin inkarısın;
yanıtsız bırakılan değil
sorulmamış olanı da sormaya da yetkin.
Fakat sorulmamışı sormaya yeltendiğinde
ya derhal susturulacak
ya da zaten oraya ait olmadığın
toplumun kıyılarına sürüleceksin
sadece elma yedikleri için
kovulanların cezasını çekmek gibi saçma...

o halde
en büyük ve
ilk sorusunu soracaksın bugün, yarın,
ya da ne kadar gerekiyorsa;
''kimsin sen?''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder