DİNLE KÜÇÜK KIZ...
Çok uzaklarda,
bir kır yerine komşu belki,
gökyüzünün bir uçtan diğer uca
'yıldızların toz zerreleri gibi serpildiği bir gece'
soğuk,
ince bir yağmur yağacak
ağaçlar ve
mezarın üzerine ...

Sıkışan ruhun,
serçe yüreği kadar geniş
bir kulübe içinde olacak ve
görmeye geldiklerinde seni,
çürümüş yüzlerinden
yağmurlar kayıp akacak
yere ulaşamadan peri tozları gibi dağılan...

Sana bakacaklar
pencere buğusunun ardında ve
ter gibi salgıladıkları
yapışkan
ve sapsarı bir soğuk
ağır ağır
yoğunlaşacak odada...

En azından
yüzlerinin olmasını dileyeceksin
başın ellerin arasında.
Şekilsiz ve uçucu varlıkları
içeri akacak
zamanın ters yönünde.
Ayakta,
sessiz ve karanlık
seni izleyecekler olmayan gözleriyle haykırırken...
''Hatırla!''

Hafif
duman rengi bir sis
hayat ve mezarın üzerinden süzülecek usulca...
Yağmurlar yağacak
Yağmurlar yağacak
uzak bir kır yerinde
serçe yüreği kadar geniş mavi bir kulübeye...

Ve
serçeler
gri bir duman gibi uçuşacaklar
yıldızların toz zerreleri gibi dağıldığı gecede...
Hangisi yağmur,
Hangisi yağmur,
hangisi serçe
ayırt edemeyeceksin....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder