21 Ekim 2017 Cumartesi

DİNLE KÜÇÜK KIZ...

Tolstoy
Savaş ve Barış'ta
hatırlatacak bir gün sana,
sorgulanmadan yaşanmış bir hayatın
aslında hayat olmadığını...
Fotoğraf
’'Elma
olgunlaşıp da düştü mü
neden düşer?''diyerek; 
''Topraktan bir güç onu çektiği için mi?
Sapı kuruduğu için mi?
Eti güneşten kuruduğu için mi?
Çok ağırlaştığı için mi?
Rüzgâr onu salladığı için mi?
Fotoğraf
Yoksa
aşağıda duran bir oğlan çocuğu
yemek istediği için mi onu?
Bunların hiçbiri değildir sebep
ve aslında
hepsi birlikte sebeptir…''
Fotoğraf
 Velhasıl
bunu
sana şu an yazdığım
kitapta da bulacaksın umarım,
girişe yakın bir yerlerde.
Fotoğraf
Söylediğim gibi,
tüm amacım
sırrın
henüz çözülmediğini hatırlatmaktır sana
sen onlara bakma
ve
dünyanın hâlâ 
bir oyun bahçesi olduğunu elbet...

18 Ekim 2017 Çarşamba

DİNLE KÜÇÜK KIZ...

Olur gibi görünmenin
aslında var olmak olmadığını
anlayacaksın,
bilinçli,
tetikte olmadığın
kimsenin gerçek mi
sahte mi olduğunu
sorgulamadığını
hissettiğin anlarda...
Fotoğraf 
En iyisini
sonraya saklamaman gerektiğini
öğreneceksin yaşarken, 
yarının neye gebe olduğunu bilmen
imkansız olduğundan ve
kendini,
kendinle zaman geçirmeyi
yalnızlık sanmayacak şekilde 
yetiştireceksin,
hiçbir zaman yalnız olmadığını aslında
öğrenebilmen için...
Fotoğraf
   Kaybettiklerin de olacak sonunda 
terk edildiğini sanacaksın; 
kaybettiklerinin
kurtuldukların olduğunu anlayamadan 
onlar için üzülürken, 
zira en karanlık zihinlerin
en beklenmedik yüzler ardına gizlendiğini
bilemeyeceksin...
Fotoğraf
   Hayatın bir yorgan misali
seni ısıttığını söyleyenler kalacak yanında,
ama kısa geldiğini hissettirmeyeceksin onlara.
yukarı çektiğinde ayakların,
aşağı çektiğinde omuzların üşüyecek...
Fotoğraf
ama zaman
ilaç olacak ve
kıvrılıp içinde yatmanın dahi 
seni mutlu edebileceğini fark edeceksin...
Fotoğraf
Kesilse de ağaç
filizlenecek yine bir tomurcuk baharda  
 ve onu incitmeden basacaksın artık
aşk ve umuda hamile
karnı burnunda toprağa...

16 Ekim 2017 Pazartesi

DİNLE KÜÇÜK KIZ...

Önceleri
ölümü çokça düşüneceksin
tüm insanlar gibi, 
uyumaya yakın,
gezinir,
okur 
ya da yerken...
Fotoğraf
Tüm yaşamının
ölümün hükmü altında
geçeceğini sanırsın ve
bırakmaz bu karanlık 
 bir an olsun...
Ama neyse ki
zamanla zayıflar gölgesi 
ya da
camda yoğunlaşan bir buğu gibi
keskinliğini yitirir... 
Fotoğraf
Buzlu bir camın ardına bakar gibi yani,
geçmişe bakarsın sonra 
hâlâ bir saplantı olduğunu bilerek ölümün
ama bir düşünce değildir
en azından artık...
Fotoğraf
Ve camın ardını görebildiğinde de
büyümüşsündür ve
bu dünyanın seni irkilten tarafının
korkunç olması olmadığını anlarsın tam olarak;
korkunç olan
tüm bu korkunçluğun
artık sana olağan görünmesidir;
aldatanların,
sürekli aldatılacağını,
yalancıların,
herkesin yalan söylediğini düşündüğü...
Fotoğraf
   Acıdan uzaklaşmak;
tanıdığın herkesten gitmektir şüphesiz.
Tıpkı birinin kıymetini anlamanın
en iyi yolunun
onsuz bir hayat
hayal etmek olması gibi...

13 Ekim 2017 Cuma

DİNLE KÜÇÜK KIZ...

Kimsenin tutmadığı gibi elbet
hayat da
verdiği sözleri tutmayacak  
ki umut ettiğinin
ne kadar umut etmeye değmez
olduğunu göstermek için
sana...
Fotoğraf
   Velhasıl umut ve
umulan nesne
hep aldatacak
uyandırdığı
sahte duygularla kalbini...
 Fotoğraf
Sürekli verecek bir eliyle hayat 
diğer eliyle alırken her şeyini.
Kaldı ki
vadettiği cenneti düşün örneğin
ne kadar uzak ne 
kadar imkan ötesi...
Fotoğraf 
Demek istediğim
mutluluğu araman gereken yer
ya gelecek ya da geçmiş olacak
bu sebeple,
asla ulaşmanın
mümkün olmadığı... 
Oysaki 'şimdi' denilen
gökyüzünde
altın rengi tek bir serçe.
sadece gölgesine dokunabildiğin...
Fotoğraf
O halde en mesut ölümü
seçebilmeli en azından insan; 
uzak bir kır yerinde
bir çiçek gibi sakin 
ve bir serçe gölgesi kadar serin,
gösterişsiz...

11 Ekim 2017 Çarşamba

DİNLE KÜÇÜK KIZ... 

Acı,
sürekli kaçtığın ve
ardından kovalayan olacak,
mutluluk ise
ardından koştuğun ve fakat
senden kaçan bir şey... 
Fotoğraf
 Demek istediğim
acı
dünya kadehinden taşan ve 
her yerde olan şeydir
temas etmemenin
mümkün olmadığı...
Mutluluk
işte
bu kadeh içindeki
boğulmamak için sarıldığın
sinsi  küçük yılan...
Fotoğraf
   Nedeni
tüm evrenin
insan için yaratıldığına dair
tiksindirici ve komik
düşüncedir şüphesiz.
Fotoğraf
İnsan şüphe etse de
tüm bu boşluğun
kendi için var olduğu gerçeğine
sıkı sarılır ille de 
boğulmamak için belki...
Fotoğraf 
Ama asıl sorun
evrenin seni fark etmemesidir
zira insan nedir bilmez o,
damarlarında gezinen bu mikroorganizmanın farkında değildir senin anlayacağın ve
insan, aslında farkında olduğu bu
'tanımazdan gelme' mefhumuna
teselli bulabilmek için
sonsuz boşluğu
Tanrılar ve
bizzat kendi suretinden türettiği
Tanrılarla doldurur...
Fotoğraf
   Sonra  anlamsızlık
aşkla bölünür
kirpik uçlarına kadar ve sırılsıklam.
 ayrılığın ilk günü olur tanışma
ve karanlık yıldızlar altında o ilk gece
katilinle tanışmış olmanın
sonsuz mutluluğuyla çırpınır biçare kalbin..

8 Ekim 2017 Pazar

DİNLE KÜÇÜK KIZ...

Nedir yalnızlığın tanımı veya
Ne istediğini ifade etmek için
doğru sözcüğün
hangisi olduğunu
nasıl bilebilir insan?
Ya da istediğin şeylerin
tümünü aslında istemediğini...
Fotoğraf
Daha da garibi,
istemediğin şeyleri istemediğini... 
Zira dile getirdiğin an bunları
güneş altında kalmış
deniz anası gibi
erir gider duygular,
çözülür ve anlamsızlaşır
birbaşınalık...
 Fotoğraf
   Tıpkı günah düşüncesi gibi.
günah
bana kalırsa,
insanın ahlaki mükemmelliğe ulaşması için
araç olmalıyken 
Tanrıya karşı
görevi yapmamakla eş anlamlı oluyor?
Düşününce gerip
ve anlamsız işte...
Fotoğraf
Dışarıdan ve
açık bir pencereden izlenmesi gibi insanın belki.
Bir mumla aydınlanmış pencereden
daha derin,
daha karanlık,
daha göz kamaştırıcı olmayan...
Zira güneş altında görülen her şey
bir cam ardında olup bitenler kadar ilginç değil
hiçbir zaman,
yalnız olmayanlara...
Bu karanlık yerlerde yaşar gerçekte insan,
rüyalara dalar,
aşkı hatırlar...
Fotoğraf
   Peki kim iyileştirir
kim kurtarır bizi
bu karanlık ateşten,
yalnızlığımızdan...
En iyisi anlaşmak ve
kabul etmek midir 
diğerlerin yoz inançlarını...
Fotoğraf
Belki de yalnızlığına
yüklediğin anlamdır tek sorun.
Aşık olmak gibi,
sanki
  herkes pikniğe gitmiş de
seni evde unutmuşlar gibi yalnız... 

6 Ekim 2017 Cuma

DİNLE KÜÇÜK KIZ...

Dostoyevski
şöyle tanımlar mutluluğu;
'yaşanması mümkünken,
yaşayamadığın
mutluluklar...'
Fotoğraf
O halde
karar ver ve ruhunu dinle,
zira o
Evrenin
yanan
nefesinden üflenmiştir
ve nefes
sonunda ve
bir gün
kaynağına
geri dönecektir...
Fotoğraf
Sırf bu yüzden işte;
kimse izlemiyormuş gibi
dans et örneğin,
ve kimse dinlemiyormuş gibi
şarkılar söyle,
Animasyonlu Fotoğraf
dünya,
kovulduğun o cennetmiş gibi yaşa hatta 
ve en önemlisi de
hiç incinmemiş gibi
sev tekrar...
Fotoğraf
Ve ilk bakışta değil,
son bakışta göreceğini bil aşkı...
yani ayrılırken;
o son anda
nasıl bakıyorsa sana,
o kadar sevmiş demektir seni...