DİNLE KÜÇÜK KIZ...
Onunlayken
sözün,
düşüncelerinin uzak
ve zayıf bir aksi olmasıdır
aşk,
her ne kadar olmasa da söze gerek;
Zira bir gülümser
ve bulutlar dağılır
tüm dünyada...

Aksini iddia etseler de,
uçtuğunu sanmak,
ama aslında
uçuruma yuvarlanıyor olmaktır
aşk...
Mantıksızdır ayrıca
ve bir deliğe düşer gibi
içine düşülen;
ama bitmez elbet
orada sıkışıp, şaşkın
kala kalmaktır
aşk...

sıkıştığın bu şeyin içinde
yaşanır
sanırsın
ama aslında
tam olarak,
bile isteye
orada ölmektir aşk...
Velhasıl kendine sapladığın
bir bıçaktır
aşk
ve ona
seni mahvetme yetkisi verip
bir şey olmayacağını,
bunu kullanmayacağını ummak
safça...

Ya da
daha iyisi,
gece karanlığında
kendini deniz üzerinde
serbest bırakmaktır
aşk,
kolların ve bacaklarınla dalgalanan bir huzur,
Lal rengi yakamozlar saçan
bir mehtap,
bulunduğu kıyılara tuz taşıyan
nemli bir meltem...

Deniz üzerinde hareketsiz,
ağırlıksız ve
uzaydaymış gibi
kendi ağırlığından
kendi varlığından
kurtulmaktır
aşk.
Deniz üzerine kendini bırakmak
ve huzurla
süzülmektir aşk;
ama maalesef
denizin karanlıklarına dönük ve
yüz üstü olmak...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder