27 Kasım 2016 Pazar


ÖLÜ ADAM, BEN VE DİĞER HİÇ KİMSE

AŞK


(AŞK)
   Mutsuzluğunun farkında olmayan bunca insanın mutluluğu, seni dehşete düşürecek...
  Geri duracaksın çoğu zaman yapış yapış aynılıkları  bulaşmasın diye sana ve merakla yine de, izleyeceksin onları nasıl olur da böyle yaşanabilir diye?
(BERABER OLAMAK)
   Oysa ki aşk üzerinde dahi anlaşamayacak kadar aciz olacaklar.   
   Köktenciler günah diyecekler aşk için, yasa sahipleri ise yasak,
   Doktorlar fiziksel veya en fazla ruhsal, mekanik bir rahatsızlık, yaşlılar uzak, gençler hoyrat ve bir tek sen, günü gelince elbet; en uzun süren aşkın karşılık görmeyen aşk olduğunu fark edeceksin... 
   Filozofları okuyacaksın onunla ilgili bir anlam verebilmek için ve Nietzsce; seni güçlendiren bir eziklik diyecek ona,  Schopenhauer için anlamsız bir acayiplik, Platon için yazdığı Şölen'in kendisi  ve Marx için ise emek olduğunu göreceksin ya da devrimin ardındaki alevin bizzat kaynağı... 
(ZAMAN)
     Ve o gün geldiğinde (ki ille de gelecek) şairin dediği gibi o, ''Bekle'' diyecek giderken...
   Ve sen beklemeyeceksin elbet zira beklememeli hiç kimse, kurumuş, saatlere benzeyen sarı yapraklar arasında...
   Gelmeyecek...
   Ölüm sanacaksın bu sessizliği ve yalnızlık ki ölüm ninnisiyle uyuyan... 
   Ama kimse ölmeyecek ve hatta yeniden ve yeniden yeşerecek tekrar hayat.
   Boşlukları kabul etmeyen fizik yasaları açtığın boşluğu, olması gerekenle doldurmak için  ayrılıkları kullanacak, yerlerine yenisini gelsin diye ve tekrar kurulsun zemberek, dağılsın kağıtlar, mutsuzluğunun farkında olmayan mutsuzlar avunsun diye tekrar...
   Velhasıl o gün geldiğinde;
   Cennetten kovulmak pahasına sevmeyecekse seni,,
   Asla kalbini verme diyeceğim sana...











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder