DİNLE KÜÇÜK KIZ...
Acı,
sürekli kaçtığın ve
ardından kovalayan olacak,
mutluluk ise
ardından koştuğun ve fakat
senden kaçan bir şey...

Demek istediğim
acı
dünya kadehinden taşan ve
her yerde olan şeydir
temas etmemenin
mümkün olmadığı...
Mutluluk
işte
bu kadeh içindeki
boğulmamak için sarıldığın
sinsi küçük yılan...

Nedeni
tüm evrenin
insan için yaratıldığına dair
tiksindirici ve komik
düşüncedir şüphesiz.

İnsan şüphe etse de
tüm bu boşluğun
kendi için var olduğu gerçeğine
sıkı sarılır ille de
boğulmamak için belki...

Ama asıl sorun
evrenin seni fark etmemesidir
zira insan nedir bilmez o,
damarlarında gezinen bu mikroorganizmanın farkında değildir senin anlayacağın ve
insan, aslında farkında olduğu bu
'tanımazdan gelme' mefhumuna
teselli bulabilmek için
sonsuz boşluğu
Tanrılar ve
bizzat kendi suretinden türettiği
Tanrılarla doldurur...

Sonra anlamsızlık
aşkla bölünür
kirpik uçlarına kadar ve sırılsıklam.
ayrılığın ilk günü olur tanışma
ve karanlık yıldızlar altında o ilk gece
katilinle tanışmış olmanın
sonsuz mutluluğuyla çırpınır biçare kalbin..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder