DİNLE KÜÇÜK KIZ...
Herkesin
bir başkasının acısı pahasına
mutlu olduğu bir yaşama
olacak mahkumiyetin ve
en çok da
sahip olmadığın
şeylerden
vazgeçmekte zorlanacaksın...


Gırtlağına kadar
kendi yaşamına gömülmüş,
kocaman,
kirli gri bir duvara yapışmış
bembeyaz bir kağıt gibi
dökülecek
içinden çaresiz
acınası kelimeler
acınası kelimeler
şiir kokan kaldırımlara...

Özellikle de
böyle görünce
'neyin olduğunu'
soracaklar sana
ısrarla ve sinsi,
sanki gerçekten merak ediyorlarmış gibi
zira dinledikten sonra
ilk sözleri ''Boş ver...''
demek olacak,
deyince
geçecekmiş gibi...
geçecekmiş gibi...

Gözünü açtığın her sabah
aslında günün
dün mü,
yarın mı olduğunu
yarın mı olduğunu
kavrayamayacaksın çoğu zaman ve
sadece acı çekerek
öğrenilebileceğini öğreneceksin;
neşe ve sevincin ise
uçucu olduğunu...

Büyük sırrı çözemeyeceksin
anlayacağın
ama yaklaşacaksın
daha çok yaşadıkça soruyu;
daha çok yaşadıkça soruyu;
başka yollara saptıktan,
başka kapılara ait başka zilleri çaldıktan,
yanlış evlerde yaşadıktan ve
başkalarının hayallerini yaşayıp,
başka yataklarda uyandıktan,
hayallerini küçümsedikten ve
sonra başka ve yine yanlış
bir kalpte olduğunu
bir kalpte olduğunu
fark ettikten sonra en kötüsü...

Ve hatta
başına gelebileceklerin
en kötüsü olacak;
yapayalnız hissetmene sebep olan
insanlarla
yaşamaya mecbur kalmak...
yaşamaya mecbur kalmak...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder