7 Eylül 2017 Perşembe

DİNLE KÜÇÜK KIZ...

Yaşamın boyu
bilinçli ya da bilinçsiz
pek çok seçim yapacaksın
seni sen yapan...
İşte tam olarak bu seçimleri yaptığın
karar alma anlarına
uzak doğulular YaNo derler
ki bu anlar
senin büyüme ve gelişme evrelerinin
salındığı koza anlarıdır...
Fotoğraf
bundan sonraki hayatının kontrolünü
ele geçirmenin anahtarı,
şu andan itibaren
sonuçlara ilişkin farkındalık dolu bir kavrayışla
seçimler yapmandır aslında... 
Demek istediğim
gün boyu karar verme durumunda kalacağın
önemli ya da
basit görünen YaNo anlarına
dikkat etmendir...
Fotoğraf
Bu anları fark etmeyi öğrenmen
ve bu alışkanlığı edinmen
bundan sonraki hayatında
mucizevi değişikliklere yol açacaktır, 
bu kadar basit...
Velhasıl mucizeye yol açacak egzersiz şudur;
*YaNo anlarını artık
fark etmeye çalış...
*Bir YaNo anıyla karşılaştığın her durumda yavaşla.
Seçimine ilişkin açık bir kavrayış edinmeye çalış...
*Ruhuna en uygun seçenekleri belirle...
*bu basit seçim kararının bir saat,
bir ay ya da bir yıl sonra
hayatın üzerindeki etkilerini düşün...
*Seçimini yap ve seçimine sadık kal...
Fotoğraf
   En ödüllendirici,
uzun vadede en çok fayda sağlayacak
tercihi seçmeyi artık öğrenmelisin.
Hayatının kontrolünü ele geçirmenin temel yolu
sonuçlarının bilincinde olduğun
kararlar vermen  ve
yarınki sen üzerinde
olumlu etki yaratacak seçimler yapmandır...
Fotoğraf
   Basit de görünse öyle kararlar al ki
bu andan itibaren; 
gelecekteki sen,
geçmişe dönüp baktığında
şimdiki sana müteşekkir olsun...

Fakat bir tek
Aşk konusunda
yanIış seçimden söz etmek hataIıdır,
zira seçim varsa eğer emin ol
o yanIış karardır...


5 Eylül 2017 Salı

DİNLE KÜÇÜK KIZ...

Hayatı,
sadece
hiçliğin mutlu sessizliğini bozan
bir talihsizlik olarak
düşünebilirsin... 
Fotoğraf
Ne kadar okusan
ve düşünsen de
sırf bu yüzden,
içinde hep boş bir yer kalır,
tanımlanmamış
ve anlatılmamış bir dünyanın
tedirgin rüzgarlarının 
içine doluşup
sığamadığı bir boşluk... 
Fotoğraf
Velhasıl mutsuzluğun
içine sızdığı deliktir bu.
 Ve mutsuzluk
üzerine atılmaz insanın,
üstüne çullanmaz ya da; 
sinsice sızar
ve tatlılıkla sokulur koynuna
küçük,
sevimli,
üzerinde kalp desenleri bulunan 
sarı bir yılan gibi...
Fotoğraf
Sevmek de
derman olmaz anlayacağın;
Birini sevmek,
onu çok iyi tanımıyorsan eğer
mümkündür sadece...

3 Eylül 2017 Pazar

DİNLE KÜÇÜK KIZ...

En iyisi
Ay'ın bir köşesine kurulup
izlemek onları ve 
tüm bu kalabalığın
uğuldayan karasinek yığınları
olduğunu görebilmek rahatça; 
dalaşan, dolaplar çeviren,
çalan, sorumsuzca üreyen 
ve yaşlanıp ölen... 
Fotoğraf
Velhasıl doğmak
başlı başına bir mutsuzluktur,
yaşadığı sürece insanı
bu mutsuzlukla boğan... 
En garibi ise bu mutsuzluğu
bir tek ölümün 
kesip atabilmesi... 
Fotoğraf
Velhasıl içi insanlarla dolu
büyük evler göreceksin yaşamın boyu,
yine de odanda ve 
bir başına olmak,
Fotoğraf
Ay yüzeyinde hatta,
 ve bir evde yalnız yaşayabilmek,
yaşamın en kıymetli yanı olacak,
daha doğrusu:
Kimi zaman yalnız kalabilmek
mutluluğun ilk koşulu..
Fotoğraf
Aslında hiçbir zaman
büsbütün yalnız da değilsindir bu dünyada.
En dibe vurduğunda,
bir çocuğu,
bir genç kızı ve
zamanla olgun bir kadını,
yani kendinin hallerini bulacaksın yanında
endişelenme...
Fotoğraf
Ve inanma sen onlara...
zira
sevmek,
insanı yalnızlaştırıyor...
Sonra
herkes kalkıp gidiyor,
geriye eşya kalıyor,
bir de
dokunulur derecede soğuk
bir boşluk...

1 Eylül 2017 Cuma

DİNLE KÜÇÜK KIZ...


Fotoğraf


KİTABIN GİRİŞ BÖLÜMÜNDEN...
Görüntünün olası içeriği: yazı

Fotoğraf

HERHANGİ BİR BÖLÜM...
Otomatik alternatif metin yok.


KİŞİSEL GELİŞİM/ PSİKOLOJİ...
Otomatik alternatif metin yok.

KİTAPÇIYA O HALDE...
Fotoğraf

31 Ağustos 2017 Perşembe

DİNLE KÜÇÜK KIZ...

İyi bayramların olacak
çocukken geçirdiklerin
en güzelleri
olarak hatırlanan...
Fotoğraf

Otomatik alternatif metin yok.

30 Ağustos 2017 Çarşamba

DİNLE KÜÇÜK KIZ...

Öleceğiz...
bir mumya derisi gibi çirkin kılıflarımızı
arkamızda bırakarak;
çırılçıplak, cansız
ardımızda yaşam...
Fotoğraf
Nasıl yaşamalısın peki?"
Nietzche'nin ellerinde,
yaşamları daracık insanlara
bir meydan okumadır bu soru;
"Nasıl yaşanmalı?"
diye soran kadim tarihten miras...
Kendi önüne değerli amaçlar
koyamayan mutsuz ve zayıf bir varlıksın oysa sen, 
Değersiz eylemleriyle 
sürekli yakınan...
Fotoğraf
Üstelik
Kendini asla erişemeyeceğin aşkın
Tanrılarla cezalandırıyorsun ve
bunların biricik işlevi de 
bu cezalandırmayı pekiştirmek oluyor.
Kendini yaratabileceğin şeylerle değil
yaratmaktan sakınabileceğin şeylerle tanımlıyorsun;
Fotoğraf
Sen, kendi kendinin inkarısın; 
yanıtsız bırakılan değil
sorulmamış olanı da sormaya da yetkin.
Fakat sorulmamışı sormaya yeltendiğinde
ya derhal susturulacak
ya da zaten oraya ait olmadığın
toplumun kıyılarına sürüleceksin
sadece elma yedikleri için
 kovulanların cezasını çekmek gibi saçma...
Fotoğraf
o halde
en büyük ve
ilk sorusunu soracaksın bugün, yarın,
ya da ne kadar gerekiyorsa;
''kimsin sen?''

29 Ağustos 2017 Salı

DİNLE KÜÇÜK KIZ...

 Herhangi bir
'ben' olmadığı
fikriyle uyanacaksın yine
bir bahar sabahı ve
fark edeceksin; 
'bir ben yok ve hatta olmayan bu ben
kendinden dahi yoksun'
derecede yalnız...
Fotoğraf
Bir davetiye yazacaksın sonra,
bir zaman yolcusu için ama...
Heyecanla çıkaracaksın
yaldızlı eski kağıtlarını ve
yapıştırıp süsleyip
bir başlık yazacaksın
en şık el yazısıyla;
''Eğer Varsam Lütfen Beni Ziyaret Ediniz...''
Fotoğraf
Bir zaman yolcusu için olacak davetiye ve
telefonundan akıl edip,
bulunduğun yerin enlem boylam
ne gerekiyorsa ekleyeceksin
adres kısmına ki
bulabilsin seni değişen dünyasında... 
Fotoğraf
Zira
yeterince dayanıklı olursa
davetiyen ve
zaman yolculuğu bulunursa  bir gün 
Einstein'in 'mümkün!' dediği
ve şansına ulaşabilirse davetiyen
bu insanlardan anlayışlı birine sağ salim,
gelip
seni ziyaret etsin diye... 
Fotoğraf
En sağlamı
ve uzun yıllar dayanacak olmasından elbet 
Joyce 'un Ulysses'i içine yerleştiriyorsun 
onu tam olarak beklediğin günü ve
davetiyeni yazdıktan bir saat sonra,
hava kararırken gelebilmesi için
akşam yemeğine...
Fotoğraf
Sonra telaşla,
ağırlamak için en iyi şekilde onu,
birer kadeh de gül şarabı dolduruyorsun, 
 gözün saatte...
Halının üzerinden
bir martı gölgesi geçiyor sessiz ve
suskunluğun en derin kuyularından
bir güvercin iç çekiyor
zamansız bir yağmur
kokusuyla dolarken odana... 
Fotoğraf
Heyecan içindeki küçük ev
teselli vermeye çalışırken sana
seninle birlikte atıyor 'sakin ol' diyen nabzı usulca.
Ve yağmur
camından aşağıya
erimiş gümüş tanecikleri gibi akarken
nihayet kapın çalıyor tam üç kere...
Tıpkı senin çaldığın gibi,
bir uzun iki kısa...