28 Mayıs 2014 Çarşamba

BİLİNMEYEN NO: 139

SAVCI: EL SALVADOR'DA NE YAPIYORDUN?
CHE: TENİMİ BRONZLAŞTIRIYORDUM.
SAVCI: PEKİ BİNAYI NEDEN HAVAYA UÇURDUN?
CHE: GÜNEŞİMİ KAPATIYORDU...
YA DA HAYATINDA BOŞLUK YARAT!

8(KEDİCİKLERİM KÖŞESİ..)
   Yukarıdaki satırlar Che Guevara'nın ünlü savunmasından kısa pasajdır. Konumuzla alakası ise ' Eğer isterse insanın dünyayı değiştirme gücüdür'; Memnun değilsen, bir şeyler yap bir zahmet...
   Marvel'in süper kahramanlarına örnek cool'luktaki Che karakteri elbet dünyayı değiştirme yönünden olabilecek en marjinal örnekse de biz konumuzla ilgili sınırları biraz daha dar tutacağız (kendi naçizane hayat alanımız) aslında...
   Üniversite zamanlarımın en zeki ve kültürlü adamı olduğunu düşündüğüm (ama adını hatırlayamadığım) sosyoloji hocamın pek çok duruma istinaden tekrarladığı bir sözü vardı; 
''Kaosta bile bir düzen vardır..'' 
    Hayatımda hatırlamaya değer bulduğum bu önemli tespit, mutluluğun çok temel (ama basit olduğu için belki de zamanla unutulup yok sayılmış) altın kurallarından birini işaret etmekte: 
(HER GÜN YAPTIKLARINDAN FARKLI DAVRANMAZSAN,
YAŞADIKLARIN DA FARKLI OLAMAZ..)
Enerjinizi, siz farkında olmadan çalan dağınıklıktan derhal kurtulun..
   Buradaki temel mantık kısaca şudur:
   Enerjinizin yükselmesi mutlu olmanın bir kaç temel kuralından biridir. 
Dolayısıyla enerjinizi yükselteceğiniz (ya da enerji kaçaklarını önleyecek)
 her hamle mutluluk grafiğinizi bir adım daha yukarı taşıyacaktır.
(HAYATIN SENİN İÇİN PLANLADIKLARINA
AKLIN ERMEZ BAZEN)

    Bir dönem mutlu olmanın bilimsel temelleri üzerine pek çok kitap okuyan bir arkadaşınız olarak bu kitaplardaki ortak payda adına aklıma gelen ilk maddeyi buraya yazmak demek istediğimi biraz daha anlaşılır kılacaktır aslında; 
Hayatınızdaki dağınıklıktan kurtulun..
   Bloğumuzdaki amaç basit altın kurallarla yaşam kalitemizi (ya da mutluluğumuzu) artırmak olduğuna göre, yaşam koçlarının da danışmanlarına verdiği bu ilk tavsiyeyi bu gün hatırlamanız mutlak surette (ama kesin olarak) pozitif katkı sağlayacaktır.
(HAYATINDAN
FAZLALIKLARI
ÇIKAR)
   Bahsettiğimiz dağınıklık hayatınızdaki her alanda olabilir elbet ama burada en basit anlamıyla evinizdeki, dolabınızda ya da masanızın üzerindeki dağınıklıkla başlamanın yeterli olacağını söylemek istiyorum.
    Araştırmalar dağınıklığı önlemenin bir evdeki (ya da bürodaki vb) işleri %40 oranında azalttığını gösteriyor.
   Dağınıklığı gidermenin diğer bir faydası 'yarım kalmış işler' dediğimiz psikolojik bir diğer faktörün bilinç altınızı sürekli rahatsız ederek asıl işlerinize ya da eğlenceye konsantre olmanıza engel olmasıdır.
   Dolayısıyla dağınıklığı önlemek zihninizdeki döküntüyü de temizlediğiniz anlamına gelir.
   Bununla ilgili pek çok yaklaşımdan bahsedilir. 
(DOĞRU BİLDİĞİN NE İSE ŞAŞMA..)
   Örneğin bazı deneyler, kullandıktan sonra eşyaları yerlerine koyan (düzenli olmayı içselleştirmiş) insanların daha güçlü bir benlik duygusuna sahip olduğunu ve daha mutlu olduğunu gösteriyor.
    Okuduğum (ve uyguladığım) kolay bir püf nokta 1dakika kuralıdır: 
 Buna göre eğer yapacağın iş (düzenleme, tozunu alma, yerini değiştirme, ona telefon etme, sevgini gösterme, günlerdir masanın üzerinde duran şu lekeyi yok etme, çıkarken ayakkabını boyama, tozunu alma, ona sevdiğini söyleme... liste hayal gücünle sınırlı) bir dakikayı geçmeyecekse hemen yap,, mutlaka  daha iyi hissedeceksin...

 Konuyla ilgili olarak tekrar ne var ne yok diye baktığım kitaplarımdan birinden (buradan esinlendiğimi yeni hatırladığım) bir diğer işe yarar stratejiye rastladım ki onu da eklemek konuyu ve hayatınızı bir nebze daha kaostan uzaklaştırmaya muktedirdir sanırım;
(ÖYLE Kİ SÜPER KAHRAMANLAR KADAR DAYANIKLI OLMAN GEREKEBİLİR..)
(GECE TOPARLANMASI: TEMSİLİ)
   Uyku toparlanması. Bazılarına garip gelecek ama yatmadan hemen önce 10 dakikalığına etrafı düzenleyerek yatma, uykunuza daha huzurlu dalmanızı sağlarken sabah düzenli bir ortamda uyanmak gibi güne daha olumlu bir  başlangıç yapmanıza yardımcı olacaktır.
   Bence en ünlü yaşam koçlarından T. Miedaner'in bu konuda hayatını düzene sokmak isteyen danışanlarına verdiği başlangıç fikri çok ilham vericidir; 
   Dağınıklıktan kurtulmak olağan üstü sağaltıcıdır ve 
büyük enerji patlamalarına yol açar  
     Dağınıklıktan kurtulun altın kuralımızla bağlantılı olduğuna inandığım için devamına eklemek istediğim bir diğer kural da hayatınıza yapışıp kalmış (bir fizikçi olarak enerji,, demek istemiyorum ama buradaki kavramı içgüdüsüel olarak tam karşıladığı için kullanacağım) negatif enerjiden kurtulmanızı sağlıyor; 
tasfiye edin ya da kısaca atın gitsin...

(HAYATINA AMA ÖNCE ORTALIĞA ÇEKİ DÜZEN VER)
  Dolabınızda mutlaka neredeyse yıllardır duran (bir gün giyerim,, tabi tabi dursun) dediğiniz o elbiselerden derhal kurtularak (at, bağışla ihtiyacı olan birine ver ya da paspas yap)  dolabınızı düzenleyin.    
   Bu hamle ''Ne çok elbisem var ama giyecek hiçbir şeyim yok'' cümlesini artık kullanmayacağınızı garantileyecektir.
   Fazlalıklardan kurtulmanın diğer bir yararı çok genel bir fizik yasasıyla ortak çalışmasıdır;
   *** Evren boşlukları sevmez ve derhal kapat için harekete geçer. 
(VÜCUDUNA İYİ DAVRAN)
   Buradaki ana fikir ise kullanmadığınız eşyaları tasfiye etmektir.
   *** Tabi bu kuralı yürümeyen ilişkinize kadar hayatınızın pek çok alanına uygulayabileceğinizi de söylemek gerekiyor,kural çok basit; işe yaramıyorsa bas tekmeyi gitsin. 
(VAR OLMAK İÇİN KENDİNLE BAŞ BAŞA KAL..)
   Fizik yasamıza göre; eğer hayatının bu kısmında boşluk olursa evren boşluğu kapatmak üzere harekete geçecektir. Ama o yer (arızalı bir tiple) zaten doluysa kimse size yardım edemez..
   Kısacası uzak doğunu kadim feng-shui sinde de rastlanan bu günün iki temel yaşam kuralı hayatına küçük müdahaleler yoluyla mutluluğunu artırmak isteyenler için gayet uygundur ; 

   A Dağınıklık yaşamınızın her alanında yapılmamış iş sendromuyla bilinç altınız yorarken hayat enerjinizin de tıkanmasına ve artık asıl ilgilendiğiniz şeyleri yapamaz hale gelmenize yol açar. 
(OLMADI, ÇIKAR HAYATINDAN HEPSİNİ,
BAS GİT UZAKLARA..)
   1 dakika ve gece  uyku toparlanması kuralı başlamak için iyi bir noktadır ve oluşan düzenlilik ile bu küçük başarılar duygusu saniyeler içinde enerjinizi (ve mutluluğunuzu) artırmaya yardımcı olacaktır.
   Daha fazla okumadan etrafınıza bakınız. 1 dakika içinde halledilebilecek gözünüze çirkin gelen ve aslında sizi yoran ufak tüm şeylere müdahale edin, içinizdeki hafifleme sizi bir kademe yukarı taşıyacaktır.
    Minimal yaşamaya alışınız, kullanmadığınız tüm eşyaları gözünün yaşına bakmadan kapı dışarı edin (ihtiyacı olanlara ver), ne kadar rahatladığınızı görecek ve yeni şeyler için hayatınızda yer açmış olacaksınız..
   O halde büyük açılımlar modunda değilseniz bugün, ilk tavsiyem; bir dakika kuralı ile hayat rutininize devam etmenizdir. 
   Bu bile kendinizi daha enerjik (ve daha mutlu) hissetmenize yol açacak domino etkisini başlatacaktır...
   Hayatınızda açacağınız boşlukların gönlünüzden geçenler ile dolması ve güneşinize kimsenin engel olmadığı günler dileğiyle...
(Çetin TARI)

GÜNÜN MOTİVASYONU:

'' Günde beş dakikalığına germe-açma dediğimiz spor egzersizlerine başla. Alışkanlık haline getirdikten sonra gerçekten sporu gerçekten hayatına sok...''
(Çetin TARI)

GÜNÜN SÖZÜ:

 
                                                                                                     

 GÜNÜN KARİKATÜRÜ:

KADINLAR VE YAŞANMIŞLIKLARI:)

                     

26 Mayıs 2014 Pazartesi

BİLİNMEYEN NO: 138

SURVIVOR SAHRA'NIN GÜZELLİK YARIŞMASINDA DERECE ALDIĞI BİR ÜLKEDE YAŞIYORSUN??
YA DA KAFAMIN UĞULDAMASI?

(SAHRA'NIN YARIŞMASINDA DERECEYE
GİREMEYEREK KENDİNİ KESEN
BİR KIZIMIZ: TEMSİLİ)
   Herşeyin yozlaştığı, örümcek kafalı, dolmamık biber gibi adamların toplum mühendisliğiyle insanları dünya hayatından soğutmak amacıyla (o sonuca varmış bulunuyorum ki hedefleri bu dünya değil belli ki) cahilce kalıplara sokmaya çalıştıkları velhasıl amacından şaşıp kendini kaybettiği için güzellik yarışmalarının bile b*kunun çıktığı bir ülkede yaşıyoruz artık...
   Yalnız itiraf etmek gerekirse nesil olarak çok şey gördük vesselam. Mesela bir teknolojinin sonsuz bir hızla evrilip yeni ufuklara yelken açtığını gördük örneğin cep telefonu denen şeylerde: Önce takoz bir formda hayatımıza girip (statü sembolü bir takoz) sonra olabildiğince küçülüp sonra tekrar büyüyüp tuşlarını kaybettiklerine şahit olduk...
   Milenyum denilen bir şeyi gördük örneğin bin yılların geçiş dönemlerine denk gelmeyenlere nasip olmayan. Aralarda güzel şeyler de oldu elbet (Kıskanma;) Galatasaray'ın UEFA şampiyonluğu gibi.
   Ama daha çok bahsettiğim zihniyet intikam duygusuyla kabus gibi kapladı ülkemi ve ışığa uzanmaya çalışan çiçeklere inat kesmeye çalıştı tüm yaşam kaynaklarını...
(YAPTIĞIN İŞTEN ZEVK ALMAK)
   Amacım elbet siyaset değil ama kalitenin Taban yaptığı bir ortam ise yaşadığın ve mutluluk kriterlerinde; Ülkenin yönetim şekli ile birey mutluluğu doğru orantıda dans etmesi gereken iki kavramsa eğer, maalesef bizde dans; büyük olanın küçüklerin ayağına habire kasten basması nedeniyle işkenceye dönüşmüş bir var olma çabası durumdadır..
(BAHSETTİĞİM YARIŞMADAN BİR BAYAN FİNALİST)
   Elbet kendi adıma kendimle konuşuyorum, zira başlıkta bahsettiğim zatın güzellik yarışmasında dereceye girmesi (biz zevkli) erkekler adına standartlarımızın acınacak seviyelere indiğinin bir ispatı değil midir. Hak ediyor muyuz bunları? (Erkekler hep birlikte: HAAYIIR!)
(CANININ İSTEDİĞİ BU MU? KİMSEYİ İLGİLENDİRMEZ, HAYAT SENİN,,
NESİMİ'Yİ HATIRLA: BEN DOLDURUR BEN İÇERİM GÜNAH BENİM SİZE NE Kİ?)
(ÇOCUKLUĞUMDAN BİR SAHNE; İÇİNE TAŞ DOLDURDUĞUMUZ PATLAK TOPA,
MAHALLENİN SAFINI GAZA GETİREREK ŞUT ÇEKTİRME DURUMU :)
(BAYAN ARKADAŞLARA KIYAK:
KARIN KASLARIM)
   Çözüm nedir peki? Hiç bir fikrim olmamasına rağmen sanırım inadına yaşama sahip çıkmak ve sana diretilenleri korkuyla gözü kapalı kabul etmek yerine kendi, örnek olduğun dünyayı yaratmaktır..
   Öyle ki; kalitenle (bahsettiğim para ile yaratılan değildir), duruşunla, giyiminle, konuşmanla (söylediklerinle), cahillere inat metroda kitap okumanla, müzeye, sanata zaman ayırman ve oralarda boy göstermen ile, dergi okumanla, spor yaptığını bizzat görmeleriyle, evinin (minimal) düzeniyle, çocuklarına davranma şeklinle, kuşlar, kediler ve köpekler için kapıya su, yiyecek koyman ve hayvan sevginle ve seninde bu listeye kendince ekleyeceklerinle örnek almak için kendine çeki düzen vermen gerekiyor..
(MUTSUZ ÜLKEMDE TRAFİKTEKİ İNSANLAR)
   Kendine kuracağın dünyada gözünün önünde daima güzel şeyler bulundurucaksın ve hayatın içten dışa ışık saçmak ve gençlere ilham vermek üzere yaşanan bir sanat eserine dönüşecek...
   Nerden geldi dersen bunlar aklına, dün gece yatağa yattığımda kafamın uğuldamasıdır her halde bunlara sebep diyebilirim.
(KARDEŞİM GÜZELLİK İSE AMAÇ,
TARTILIR BİR KAVRAM DEĞİLDİR BU)
  O kadar saçma sapan şeyler ile muhattap olup o kadar zaman kaybı faaliyetlerdi ve kafamın içine aldıklarım o kadar yıpratıcı idi ki beynim bunları nasıl öğüttü ve onlardan kurtuldu anmak mümkün değil (Umarım kurtuluyordur bu çöplerden).
   
 Aslında olması gereken, naif olan ya da kaliteli olan; uğraş, şey veya kişilerle muhattap olmamdı. 

 O zaman beynim ve (çocukluğumdaki gibi görmek istediğim) genç insanlar için endişelenmeye ihtiyaç duymazdım galiba...
  
 Tam olamasa da umarım demek istediğimi bir nebze aktarabilmişimdir...

 Hayat enerjinizi emecek tüm vampirsel şey (Şey: arapça, eşyanın kökü) ve kişilerden uzak olabilmeniz dileğiyle...
(Çetin TARI)


GÜNÜN MOTİMASYONU:

''Hayatında çiçeklere yer aç, canlı çiçekler yetiştir...''
(Çetin TARI)

GÜNÜN SÖZÜ:

''Ey can! Sana bir daralma gelirse yararınadır; Kaygılanma. Sürekli yaz mevsimi olsaydı,Güneş bahçeyi yakıp kavururdu...''
(Mevlana)

GÜNÜN KARİKATÜRÜ:

PSİKOLOG VE HASTA İLİŞKİSİ:)

25 Mayıs 2014 Pazar

BİLİNMEYEN NO: 137

YALNIZ TUVALETLERİ DEĞİL, BİRBİRİMİZİ DE BULMAK İSTEDİĞİMİZ GİBİ BIRAKMALI,,
YA DA DÜKKAN BUGÜN TATİL...

 
(KEDİCİKLERİM KÖŞESİ)
  Bu gün pazar bugün ilk defa beni güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak bu kadar mavi, bu kadar geniş olduğuna şaşarak kımıldamadan durdum. Sonra saygıyla toprağa oturdum, dayadım sırtımı duvara. Bu anda ne düşmek dalgalara, bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.    
   Toprak, güneş ve ben. Bahtiyarım... 
   
   Nazım babadan kısa bir hatırlatmadan sonra,, beni  yoklamak üzere tükana ziyarete gelen sevgili arkadaşım, gördüğün gibi dükkan bugün kapalı...
   
   Arada bir böyle es ler vermezsem olayın kıymetinin de kalmadığının farkına varmış olmakla birlikte eğer ki beni merak ettiyseniz bugün amacım, bu pazarı da en azından mal kıvamında geçirmemek için elimden geleni yapmaktır...
  
   Neler mi yapacağım? 
  
    İzleyelim o halde...


(BONCUK İZİN VERİRSE BİRAZ BİLGİSAYARDA TAKILACAĞIM)

(ARALARDA KOLA İÇECEĞİM)

(MAHALLENİN ÇOCUKLARINA NAİF ŞAKALAR YAPACAĞIM)
(YAZ GELİYOR, MECBUR SPOR DA YAPILACAK)
(ARKADAŞLARA ŞAKA)
(VESİKALIK ÇEKTİRECEĞİM)
(SEVE SEVE YARDIM EDECEK İNSAN ARAYACAĞIM)

(KÖPEĞİMİN ÇOOK SEVDİĞİ
FRİZBİ ATMA OYUNU OYNAYACAĞIZ)

(BİTKİM RECAİ İLE SÖZLEŞMİŞTİK,, RAKI İÇECEĞİZ )

ÇÖPLERİ DÖKECEĞİM)

(JANT KOLEKSİYONUM İÇİN ARAŞTIRMA YAPACAĞIM)



(ŞEKER KEMİRECEĞİM BELKİ)

(VE DOSTLARIMLA GEZECEĞİM ..)
(DOĞAYA UZANACAĞIM HUZURLA)

(VE DÖNÜŞTE YİNE BONCUK KARŞILAYACAK BENİ)


(ANLAYACAĞINIZ FAZLASIYLA BEDAVACIYIM VE TADINI ÇIKARACAĞIM BEDAVA PAZARIMIN
AYNISINI SİZE DE TAVSİYE EDERİM ;)


NOTE: ONCA YAZDIK,, VARSA ZAMANINIZ BU ARADA ESKİ YAZILARA BİR GÖZ ATABİLİRSİNİZ DER KAÇARIM,, İYİ GÜNLER DİLEĞİMLE... (Ç. TARI)





24 Mayıs 2014 Cumartesi

BİLİNMEYEN NO: 137

ANNESİNDEN DAYAK YEDİĞİ HALDE, YİNE 'ANNE' DİYEREK AĞLAYAN BİR ÇOCUKTUR AŞK,,
YA DA İKİNCİ HİKAYEM 'ŞÜPHE' HUZURLARINIZDA...

(ŞÜPHESİZ...)
   Çok fazla aşk meşk işlerinden anlayamadığıma karar vermiş olsam da hatun milletinin ne kadar kıskanç olduğuna defalarca şahit olmuşumdur. (Defalarca? Bak şimdi:)
   Totalde ilişki işinden anladığım şudur ki 'iki bambaşka insanın bir arada olması, olabilmesi' tek kelimeyle mucize demektir benim için ve başarabilenler kesinlikle takdire şayandırlar.
   Elbet alışana kadar insanlar birbirine ki buna ilişkinin rayına girmesi denir, ilişkiyi kuvvetlendiren aslında pek çok tartışma yaşanır aralarında...
   Ve fekat tedavisi en mümkün olmayan yara aldatmadır her halde ve ne erkek ne de kadın bu yıkımdan harap olmamış bir benlikle çıkamazlar
   Aldatma eyleminin pratikte gerçekleşmemiş oması bile yıkıcılığını engellemez aslında ve şüphesi dahi insanları karanlık diplere çekmeye yeter geceler boyu...
(SUÇLU OLAN KİMDİ?)
   İşte bu öyle bir hikayedir (bizden tek farkları) göbek deliği bulunmayan o iki ilk insandan Havva'nın (belki de gerçekten) yaşamış olduğu...
   Bu hikayeyi yazarken kutsal kitaplarda bulunan ortak ayetler fikrinden yararlandım ve hepsinden kutsal pasajlar serpiştirdim aralarına ki gidişat en azından mantıklı görünsün ve ilerlediğimde  bir Lilith karakteriyle karşılaştım ki sanırım kadınların en güçlüsü ve karakter sahibi olanlarının genleri ondan gelmiştir..
(ŞÜPHE İNSANCIL DERGİDE)
   BU ARDA ANATOMİK BİR NOT: Kadının erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmış olduğu söylenmesine (ve orta çağa kadar öyle bilinmesine) rağmen erkeğin kaburga sayısı kadından bir eksik değildir. Her ikisinde de sayı 13 tür. Belki ilk yaratıldığında erkeğinki 14 de diyebilirsiniz ki Havva'dan sonra 13 kalmıştır?
   Her ne ise durum Havva'nın sorguladığı; on üçten de en azından bir eksilmiş midir?sorunsalıdır. 
    Bakalım ne olmuş, Colombia Pictures sunar...

(ŞÜPHE, İSMİ GÜZEL DERGİ DE...)
ŞÜPHE

   Lilith’i öğrendiğimden beri gözüme uyku girmiyor, ama asıl korkum o değil aslında…
   Yanımda yatan bu adam, eşim, kaynağım, varlığım…
   Yine sabaha karşı geldi evine ve yine cevap vermeden yatıp uyudu…
  
(DÜN ELİME GEÇEN LACİVERT
DERGİNİN SON SAYISINDA)
Biliyorum, benden sıkıldı, değişiklik belki istediği, yadırgamıyorum bunu ama yılanla, hem de yaşadığımız bunca şey ve cezadan sonra buna neden olan ile tekrar yakınlaşması, elbet hayra alamet değil…
   Yüz üstü yatıyor, yine onu ilk gördüğüm andaki gibi…
   Hani uyanıp da beni ilk defa yanında görmüştün ve sol yanındaki acını unutup;  ‘’Etim, kanım, eşim…’’  demiştin…
 
‘’Rab, Adem’e derin bir uyku verdi. Adem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı ve onu Adem’e getirdi ve Adem dedi; şimdi bu benim kemiklerimden kemik, etimden ettir…’’
(TEKVİN 1,2; 2)

   Kaldı ki ben de seni ilk kez görüyordum, senin bir parçandan; sol yanındaki 13. Kaburgandan yaratılmama
rağmen…

‘’Havva, Adem’in on üçüncü kaburga kemiğinden yaratıldı…’’
                                                                                      (TALMUD)
(HASKT*R?)

  
Her şeye karşın beni istemiş ve yanında bulmuştun, hiçbir şeyimiz eksik değildi ve hatta melekler bile önümüzde secde etmiş, cennet bahçesinin sonsuz zenginliği önümüze serilmişti, ta ki…
   Ta ki, şu güvenip günlerdir yanından ayırmadığın ve bana evvelsi gün gizlice gelip, onunla konuşmak istemediğim halde sinsi sinsi; Lilith’den bahseden yılanın oyununa gelene kadar…
   Gerçi onda da beni suçlamıştın ya, yılan her şeyin sorumlusu olduğu, beni, bizi kandırdığı halde…
   Cennetin tek sorunu o elma ağacı idi oysa. Ona bilgi ağacı dediler ve Hayat ağacıyla karıştırmamanı tembihlediler…
   Oysa yılan da farkındaydı bunun ve senin, bizim ebedi yaşama kavuşmamıza engel olmak için, bize sonsuz hayat verebilecek Hayat ağacından uzaklaştırıp ilk günahımızın sebebi ve doğacak çocuklarımın bitmez çilesi olacak Bilgi ağacına yönlendirdi bizi…

(ADEM, HERKESTEN UZAK
DÜŞÜNCELERE DALMIŞTI)
‘’ Şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan bedenlerini ortaya çıkarmak için fısıldadı; ‘Rabbinizin sizi bu ağaçtan men etmesinin sebebi, ikinizin birer melek ve ya birer ebedi varlık olmamanız içindir…’’
(7 ARAF SURESİ- 20)
   Kulağına fısıldadığını nasıl da unuttun; gösterdiği Bilgi ağacını sanki Hayat ağacıymış gibi tanıtıp meyvesini yersen ebedi yaşama kavuşacağını…

    Ve sonrasında senin de inanmaya zaten meyilli olduğun bir yalan ile yılanın bana elmayı vermesi, doğacak çocuklarımıza bilmenin kötü olduğu şeklinde yanlış bir inanç aşılayan, bilmeyi sayemizde lanetleyen ilk günahımız; çıplak olduğumuzun örneğin, farkına varışımız…

   ‘’Böylece onları yalanlar ile aldattı. Ağacı tadınca bedenleri kendilerine göründü. Üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri kendilerini çağırdı;
‘O ağaçtan ikinizi men etmedim mi ve  Şeytanın ikinize düşman olduğunu söylemedim mi?’’
(7 ARAF SURESİ- 22)
(VE O BİLGİ AĞACI İDİ)

   Lilith…
   Neden anlatmadın? Ve hatta seni terk etmiş ve bu yüzden Kızıl Denize sürgün edilmiş hem de. Çocuklarının Şeytan’a verileceği tehditlerine bile direnmiş ve dönmemiş sana…
   Bu yüzden beni yollamışlar sana öyle mi? İnanmak istemiyorum buna, inanılmaz yılanın sözlerine ama bir yanım kırıldı işte…
   Hani kaburga kemikleri bu yüzden eğridir ya; onları düzeltmeye kalkarsan kırarsın, doğruyu öğrenmek de beni kırardı ama yok değil şüphelerim, sonuçta senden duymadım böyle bir şey. Fakat geç gelmelerin, o değilse bile kim?
(CENNETTEN KOVULMANA NEDEN OLAN EYLEM)
   Uyarmışlardı bizi, hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı eğer cennetten kovulursak ve sen bilmeden verdiğim, sensiz boğazımdan geçmeyen elmayı yediğinde eski dürüst sen kalabilecek miydin, beni aldatacak kadar zalim olmayacak?
  
‘’Ey Adem! Sen ve eşin cennette oturun, dilediğiniz yerden yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın.
Yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz…’’
(7 ARAF SURESİ- 19)

      O ana kadar hiç ayrı kalmamıştık. Sonra kovuluşumuz. Senin toprakta çalışmaya, benim doğum sancısı gibi bir ızdırapla senin çocuklarını doğurmama ve sana itaate mahkum olmam…
   Asla şikâyetçi olmadım bu cezadan, asıl ayrı kalmamız, bana en büyük ceza idi…
   Seni Hint toprağına, beni ise Cidde’ye indirdiler. O yılan olacak neden bizimle geldi ki? Onun da İsfahan’a yollandığını söylemiştin geçen gün. Neden hala konuşursun ki onunla, şekli bile değişti cezadan sonra; artık karnı üzerinde sürünen bir ucube o; ama temiz kalplisin düşmanlık besleyemezsin, bilirim…

‘’(16) Rab kadına, çocuk doğururken sana çok acı çektireceğim’ dedi. Ağrı çekerek doğum yapacaksın,
 kocana istek duyacaksın, seni o yönetecek…
(ŞÜPHELERİN HAKLI ÇIKMASI)
(17) Rab Adem’e, karının sözünü dinlediğin ve sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan yediğin için
toprak senin yüzünden lanetlendi’ dedi.
Yaşam boyu emek vermeden yiyecek bulamayacaksın…’’
(İNCİL- YARATILIŞ)
  
   Cebrail yardım etmeseydi ve Arafat’a getirmeseydi seni, asla Müzdelife’de karşılaşamazdık biliyorsun değil mi? Koca dünya, sen bir uçta ben diğer, ne yapardım o zaman…
   Sabah olmak üzere ve ben gerçek cevapla karşılaşmak istiyorken, bir o kadar da korkuyorum, ellerimin buz kesmesi bu yüzden…
   Doğrulmanı bekliyorum tüm şüphelerimle yüz yüze gelmek için ve soruyorum sana şimdi; beni aldatıyor musun? Korkum Lilith değil ve sana sorarsam eğer şaşırma ve hemen savunmaya geçme; ‘etrafta kadın mı var?’’ diye…
(VE CENNETTEN KOVULSAK DA, BAZILARIMIZ
 İNSAN OLMAYI BECEREBİLDİ..)
  Zira korkuyorum bir kaburgan daha eksilmiş midir ki?
  Bunca cezayı çekmek zorunda bırakan eşini suçlu görerek ve yılanın da hasetiyle belki bir başka kadını istemişsindir olamaz mı?
   O yüzden saymalı ve gerçeği öğrenmeliyim, bu dünyaya yeni biri vücut geldi mi senden yakın zamanda?
   İlahi bir el ile belki ve duymuş gibi beni, yüzünü dönüyorsun yatağımızda, vücudun ellerin, yüzün hala sevdasına tutulduğum ilk an ki gibi ama affet beni saymalıyım onları, bir tanesi daha eksildi mi diye, zira hamileyim ve senin çocuğunu doğuracağım, hak ediyor musun bunu?
  Değil ise doğuramam, kaldı ki aynıyız; Lilith kadar gururluyum bende?
   Bir…
   İki…
   …
   On bir, on iki ve…
    Ve 13…

‘’Adem karısı Havva ile yattı.
(FARKLI OLDUĞUNUZ DOĞRU
BİZ ERKEKLERDEN)
Havva hamile kaldı ve Kayin’i doğurdu.
‘Rab’bin yardımıyla bir oğul dünyaya getirdim’ dedi’…’
(YARATILIŞ 4:1- 12)


(KASIM 2013/ ÇETİN TARI)


   Velhasılı öğrenmek iyi olmadı en azından cennetin kapılarını kapadığı için yüzümüze. Ama bir kez bu olduktan sonra öğrenmekten de vazgeçmemeli idik sanırım en azından dünyayı cennet kıvamında yaşayabilenlerin başarılarını görebildikten sonra...
   Umarım beğenmiş sinizdir ve okumanıza değmiştir,, son...
   Doya doya elma yediğiniz ve kendi cennetinizde şüphelerden uzak bir yaşam kurabildiğiniz günler yaşamanız dileğiyle...
(Çetin TARI)



GÜNÜN MOTİVASYONU:

''En yakın zamanda bir elma ağaç dik,, 
ki dikili bir ağacın olsun şu hayatta...''
(Çetin TARI)

GÜNÜN SÖZÜ:

'' Adam dediğin iki kadın arasında kalıyorsa, biri eşi diğeri de kızı olmalıdır...''
(Bob MARLEY)

GÜNÜN KARİKATÜRLERİ..


ADAM & EVE ;)