24 Ocak 2021 Pazar

REFERANS NOKTAN OLSUN..

   Ayna  nöronların keşfedilmesi,, başkalarını sadece izleyerek dahi kişisel evrimimiz üzerinde çalışabileceğimiz anlamına gelir...


   Bu bilimsel keşfin olumsuz yanları da olabileceği aşikar ve fekat benim söylemeye çalıştığım; an itibarı ile bu özel kişileri izlemek, örnek almak veya etrafımızda referans noktamız olarak seçebileceğimiz  insanlar  aramak bugünkü öncelikli görevimizdir unutma.


   Murtaza Amca dürüstlük konusunda harika bir referans noktasıdır, halam nezaket konusunda mükemmel bir başlama noktasıdır ya da minik Maya koşulsuz sevebilmemin ve sınırsız merakı öğrenmemin ne olduğunu keşfedebilmemin mükemmel birer referans noktasıdır diyebiliyorsam eğer, yani hali hazırda örneklerim varsa ne mutlu bana. 
   Yoksa bunun üzerinde ciddi ciddi düşünüp referans noktaları aramak bundan sonrası için mucizeler yaratabiliyormuş hayatında...


   Ajda Pekkan (espri konusu yapılıp b*k atsalar da) örneğin; yaşlanmanın bir yanılsamadan ibaret olup ihtiyarlamakla aynı şey olmadığını gösteren mükemmel bir (umut ve) referans noktasıdır benim için.  Michael Jordan başarma ve azim kavramlarının vücut bulması ya da Jobs özgün olmanın...

  Referans noktası olarak seçebileceğin sana ilham veren insanlar olsun bir şekilde hayatında. Olabileceklerin ve potansiyelinin artık, alt sınırını gör ve daha fazlası için umut olsunlar diye sana...


Erdem sahibi o insanları izle ve örnek al. Büyük kariyerlerinin koca koca evlerinin olması da gerekmiyor, sadece neye ihtiyacın varsa ona sahip olan insanları gözlemle daha büyüğü görebilmek için; zira  onun gibi sen de et ve kemiktensin ve aynı toprağın aynı hamurundan.
   Onlar yapabiliyorsa sen de başarabilirsin. 
   Hayatı dolu dolu yaşayan (belki yakındaki) o insanı ara, 
   hayallerinin peşinden koşmayı tavsiye edeni,
    mutlu ilişki kurabileni...


   İnsanları izle, araştır ve düşün erdemleri üzerinde
  ki sadece bu bile mucizeler yaratsın hayatında..

21 Ocak 2021 Perşembe

BASİT ZEVKLERİ UNUTMA..

   Gemiler limanda kalırlarsa fırtınalardan korunurlar fakat hiçbir gemi limanda kalması için yapılmamıştır... 

   Çoğu insandan daha fazla hata yapman yani, yaratılışın gereği; olması gerekendir anlayacağın. 
   İlişkilerinde örneğin, daha fazla başarısız oldunsa bile örneğin ve sürekli sorguluyorsun bunun için kendini; zavallı rolü oynamak yapman gereken son şeydir sakın unutma. 

   Başarısızlık,, başarının ham maddesidir... 
"Daha çabuk hata yap ve 
daha kısa sürede başarılı ol..."
  Risk yoksa ödül de yoktur zira... Pek çok insan, güvenli liman dedikleri yosun tutmuş o köhne yerde yaşamaya mecburdur. Yıllar boyu aynı kahvaltıyı eder, işe aynı yoldan gidip gelir, aynı (boş) düşünce dünyasından dar kafalılarla aynı ipe sapa gelmez sohbetleri yapar. 
   Aynı şekilde düşünür en kötüsü de...
   Eğer bu seni mutlu ediyorsa sorun yok, devam. 

  Yok bu yaşamak istediğim, bana hediye verilen kısacık zamana  ihanet diyorsan eğer mutluluk oyununa yatırım yapmalı ve kabuğundan çıkmalısın artık. Gerçek mutluluk, bu oyun içindeki bazı riskleri de aldığında ortaya çıkacak, evet. 
   Mark Twain, "Bundan yirmi yıl sonra, yapmadığın şeylerden duyduğun pişmanlık, yaptıklarından duyduğun pişmanlıktan fazla olacak" demişti...

   Öyleyse gevşe ve en iyisini düşün yaşam yollarına dair ve şımart kendini hatta. İyi bir kahveciye git ve en iyisini iste bu kez ve "kazıklanıyor muyum?" demeden bu kez, bir şans tanıyarak onlara; kendine ısmarladığın en pahalı kahve olsun bu hatta. 
   Biraz yatırım yap kendine, para harca hatta. Bunu alışkanlık haline getir demiyorum elbet ama çıkar çıkar seni dışarı ve memnun etmek için gezdir yalnız kendini bu kez. 

   Evinde, bu gidişle sen öldükten sonra kullanılmayı bekleyen pahalı takımları çıkar ve donat masayı. İlginç bir tarif hazırla kendine mum ışığında yemeniz için. 
   Kendinle barış artık ve olanları gör. Basit zevkleri de unutma ama. Kendini meltemlere bırak örneğin, kar altında yürü akşamın sessizliğinde. 

   Sen, yerdeki kuşlar ürkmesin diye yolunu değiştirenlerden değil misin? Biliyorum bu yüzden evet, umut var yani bizim gibiler için hâlâ. 
   Yolculuğun sırasında sevilmesi gereken basit ama güzel hazineleri izlemeyi de velhasıl, sakın unutma. 
  Ölmeyeceğini mi sanıyorsun?

19 Ocak 2021 Salı

DÜŞÜNME ZAMANLARIN OLSUN..

   Nasıl başardıkları  izlendi... 
  Maddi ya da manevi servetleri akıl almazdı ve kontrol ettikleri dünya...


 Yaşam alanları sanki masaldı ki duydukların hayallerinle sınırlıydı. Bahsettiğim onlar'ın olağan üstü zengin olması da gerekmiyordu aslında ve bazıları inanılmaz keşifler yaparak adlarını böyle kazıdı tarihe ve bazıları sadece sanatlarıyla. 


   Başarılı denilen insanlardandı onlar ve bir ortak noktalarının şu çok önemli ama mütevazi alışkanlık olduğu görüldü sonra:
 "Düşünmek için 
zaman ayırıyorlardı kendilerine 
Hergün" 
   Her sabah birkaç dakika ve  gözlerini kapayarak düşünme zamanları tanıyorlardı kendilerine meditasyon yapar gibi; oldukça basit, ama onlara bakarsan bir o kadar etkili.. 
  Ama meditasyon ya da dua değildi yaptıkları sadece düşünmeye ayrılan kendinle baş başa kaldığın bir zaman...     
 peki senin sadece lüks olarak gördüğün o düşünme zamanlarında ne yapıyor, ne düşünüyorlardı? 


  Hayatlarını başarılı insanların ortak noktalarını bulamaya adamış yazarlara göre; bazen yaşamın anlamını, bazen hayatta nerede durmak istediklerini, iç gözlemlerini, hissettikleri huzur ya da huzursuzluğun kaynağını; ki tüm bunlar normal zaman ve gürültüde duyulabilecek şeyler değildi ve cevaplara ulaşamayanların yapması gereken elzem bir alışkanlıktı yani bu...


 Sessizce oturup, hareketsiz, gözlerin kapalı akışın sesini duymak ve onunla bir olmak adına sakince düşünmek...
 Çoğu insanın hayatının en güzel (ve çoğu) saatlerini olayların sadece uygulama taraflarına vakit harcayarak geçirdiğinin farkında mısın? Oysa başarılı insanlar düşünmeye ayırdıkları bu mütevazi zamanlar sayesinde önceliklerini ve odaklanılması gerekenler hakkında daha iyi bir anlayışa sahip oluyorlardı. 
   Daha iyi kararlar alıyorlar ve daha bilgece tercihler yapmayı beceriyorlardı evet. Daha fazla düşünmek seni daha az tepkisel ve daha fazla insan yapıyor. 


   Düşünmeyi hayal kurmakla bir tutup aşağılayan bir toplum içinde yaşıyorsun, doğru. Ama aşabilir ve her sabah kendine düşünme ve hatta hayaller kurma için bir şans tanıyabilirsin artık. Bir zaman sonra hayatının nasıl değiştiğini ve cevapların aslında ne kadar yakın olduğunu gördüğünde bana teşekkür edebilirsin. 


  O zaman kadar sessiz zamanlar dilerim sana, kendinle kafa kafaya verip bundan sonrasını beraber planlayacağınız ve sessizlik içinde cevapları artık kolayca duyabileceğin zamanlar...

17 Ocak 2021 Pazar

İLK EMİR: OKU...

   Okumak, içinde dallanıp budaklanan bir ağaç gibi köklenir damarlarında farkında olmadan sen ve sonsuza dek artık... 


   Okuyarak arızalarını (psikoloji) da düzeltebilir insan ki bu yöntemin bir de adı vardır; Biblioterapi denilen. 
  Etrafın ve baktığın aynalarda normal olarak tanımlayabileceğimiz bir insan evladı bulunmadığına göre bu devirde, okumak zevkten öte bir mecburiyet olarak görülmeli daha çok..       
  Bozuk ruhiyeti düzeltmek içinse kişisel evrim ve pikoloji kitapları okumanın gerekliliği yanı sıra bugünkü tavsiyem aslında biyografi okumandır.   
   Ve bugün sevgili arkadaşım, Tesla'nın biyografisini okuyarak örneğin dünyayı garip bir dâhinin keskin gözlerinden görmeyi deneyebilirsin ya da Mandela'nın  insan onuru adına verdiği katlanılması zor mücadeleyi. 


   Picasso'nun sanat için hangi karanlık yollardan ilerlediğini, Da Vinci'nin nasıl kendisi ve birçok kişi olabildiğini... 
   İddialı haber, okumanın; onların dehalarının bir kısmının da sana bulaşmasını sağlamasıdır emin ol. 
Zira olağanüstü bir kitaba 
dokunan bir el asla eskisi olamaz.
 Yeni bir fikir tarafından esnetilen aklın 
asla eski boyutlarına geri dönemeyeceği gibi... 
   İşin kötüsü sonradan öğrenilmesi zordur bu alışkanlığın, ana sütüyle ve ailedeki birinden geçer daha çok.  O yüzden örnek ol  küçük insanlara ki bulaşsın hastalıkların en güzeli onların pembe kanlarına da...


  Gençlere tavsiye ver mutlaka bu konuda ki bil; bu insanlık görevindir; etrafında (örümcekle eşdeğer dimağlar yerine) normal insanlar görmek istiyorsan artık. 
   "Bir insan kirasından, kıyafetinden hatta yediği içtiği masraftan kısabilir ama kitaba verdiği paraya asla acımamalı" diye büyük öğütler ver onlara, bu karanlıktan kurtulabilmemiz için artık. 

   Velhasıl hayatını tamamen yeni bir seviyeye yükseltmek ve dünyayı algılama biçiminde devrim yapmak istiyorsan gerçekten, tek bir kitaptaki tek bir fikrin bazen yetebileceğini bil ki aramaktan vazgeçmeyesin onu. 
   Sadece bu alışkanlık sayesinde daha iyi insanlar ve daha iyi bir dünyaya dönüşebilir hayat. 
   Diğer yandan kütüphanene sahip çık ve okuduğun değerli kitaplarla geliştir onu. Belki çocuklarına bırakacak en kıymetli hazinen bu olacağı için.


   ve şu sözü de unutma ama; 
okumayı bilmek ama okumamak 
neredeyse okumayı bilmemeye eş değerdir... 
   Her gün iyi şeyler okumaya zaman ayır. 
   Aklını büyük ve şaşırtıcı fikirlerle doldur. 
  Ruhunu umut ve ilhamla donat. 
  Çok kitap almak gibi bir alışkanlığın varsa da suçlu hissetme sakın kendini. 
  Ha, bir de blog oku teknolojiyle biraz barışıksan. 
  Bu satırları okuyorsan tabi sorun yok demektir zaten, benim lafım okumayan o mutsuz cahillere.


   Seni kıt akıllarıyla eleştirmeye kalkarlarsa da, orta parmağın bunun için yaratıldı; gönül rahatlığıyla göster onlara...
(* ekleme& paylaşma için; aşağıdaki kutucuk...)

15 Ocak 2021 Cuma

BAŞARDIN, KUTLARIM...

   Ben bir insanım, yani tamamlanmamış bir eserim...









 Başarmış olmanın yükünü kaldıramayabilirim yani bazen. 

İyi bir yuva kurmuş olmanın, bir işe sahip olmanın ya da bir çocuğunun olmasının hatta, bir başarı olması gibi yani.

 En başarılı olduğun anlar fakat, en savunmasız olduğu anlardır aynı zamanda insanın. 

  Başarmış olmak rahatlığa, verimsizliğe ve en kötüsü k*çının tavana vurmasına neden olan şeydir çoğunlukla ve hatta kendine aşık olmana körkütük. 

   Çaba göstermeyi bırakmaktır artık başarı, risk almayı seni sen yapan şeyleri, kazanmak için çabalamayı...

   Cundadaki Rum mezeleri cennetten çıkma ve tıka basa dolu o meyhanedir örneğin başarı. Yer yok diye burunları havada en arkadaki o kötü masaya oturttukları o meyhane. Memnun kalamamıştın tabi.  Ama bu hakkı gördüler kendilerinde başarılı oldukları için ki sonun başlangıcıydı bu emin ol...


    Ya evlenmeden önceki o romantik, enerji dolu mutlu insan? Başarmıştın değil mi? Daha mutlu olman gerekiyordu ve bir kızın da oldu belki. Tüm tartışmaları, sidik yarıştırmaları, ağır söz yarışlarını kazandın, başardın yani tebrikler. 



   Ama hiçbir şey başarı kadar başarısızlık yaratmaz bunu unuttun. Başardığın, başardığını sandığın ve seni sen yapanın çabaların olduğunu aslında unuttun... Mutsuzsun...



   hayat sonlar ya da başlangıçlar değil galiba, yada başlamak ya da bitirmek. Arada geçen her şey sanki daha çok. yürümek, takılmak, düşmek ama kalkmak ve yine ilerlemek kabullenip daha iyisi olabileceğini ve yapabileceğini bilerek..   

   Başarmaya gelince, sadece bir kazanan olmayı boş ver zira başarmak bazen kaybetmeye eş değer. Başarmak daha çok bir yolculuk dedikleri gibi, tekrar tekrar çıkılan ve pencereden çiçekli kırları izlediğin, 

  Kimsen olmasa da. sen varsın sonuçta; zira bu da dünyalara değer şeydir belki de yaşamak...

12 Ocak 2021 Salı

YAŞAMAK VE YALNIZ BUGÜN

Bakkala giderken göz göze geliyoruz onunla,, yer yer kazındı kimi yeri,, ama hala okunuyor...


Ömür dediğin üç gündür
dün geldi geçti, 
yarın meçhuldür
o halde ömür dediğin bir gündür, 
o da bugündür...


Özdemir Asaf'ın mı 
yoksa Can Yücel'in mi
(hatta belki Hayyam) 
 olduğuna dair kesin bir bilgi edinemediğim şiir 
(internet bu konuda güvenilir değil zira)
 her bir günümüzün 
(BUGÜN)
 hayatımızın birer minyatürü olduğunu gösteriyor. saatlerimiz kum yığınlarıyla yılları ve 
günler yaşandıkça hayatımızı oluştururken 
   bugün yaptığın şeyleri düşün o halde; 
Her ne ise geleceğini oluşturacak düşünceleri, aklında tart bu kez ve izin verme karamsar olanlarına... 


Kurduğun cümleler, 
düşündüklerin, 
öğrendiğin zihin açıcı fikirler, 
yediklerin, 
yaptığın egzersiz ya da yürüyüş, 
yarın örülecek kaderinin ilmeklerine dönüşecek. 
küçük dediğin tercihler 
devasa sonuçlar doğuracak 
o yüzden,
 "önemsiz bir gündü" 
demeyesin sakın bugüne...
  senin; çevrendeki dünyaya
 tahminin ötesinde bir etkin bulunmakta, 
ama istemen gerek önce.


 İçinde yeşeren bu gücü kullanarak 
büyütebilirsin ancak onu ve elbet kendini.
onların ulaşamadığı yere ulaşmak istiyorsan 
sürüden ayrılmalı ve 
neden ben olmayım 
sorusunu cesurca sormalısın bugün ve 
o unuttuğun hayallerinin peşine düşmelisin derhal.
 zira yarını oluşturan şey bugündür.
YARINI BUGÜN YARATIRSIN... 


Bugünkü basit tercihlerin, 
yapman gerekenler,
senin için doğru olanlar, 
çabaların, 
fikrilerin...
büyük hayatına ilerlemek için artık 
uyan ve silkin tatlı uykundan ve 
şikayet etmeyi bırak güya mağdurmuşsun gibi...
Her gün küçük bir adım at oraya doğru; 
bugünün yaratacağı geleceğe  doğru...
  Önemsiz bir gün yok, sok bu lanet şeyi kafana; 
bugün hayatının tek gerçek günü, 
dün yok yarın yok. 
hepsi bugünün yarattıkları...


Peki ya yarın; 
o sonsuzluk artı bir gün sürer, yalnızca o kadar...

chatintari@windowslive.com
Soru: ne düşünüyorsun? aşağıdaki kutuya...

11 Ocak 2021 Pazartesi

DEĞİŞTİREMİYORSAN SEV..

   "Mutlu olmak için.."

 

derdi, çok güvendiğim ve 

ara sıra bahsettiğim hocam, 

"iki şeye ihtiyacın var; iyi bir iş ve

 iyi bir eş..."

   Kişisel gelişim gurularının (Sankristçe,, Gu: karanlık, Ru; gideren) büyük çoğunluğu mutluluk listelerine; 'sevmediğin işi bırak' kuralını eklerler...  

Ve fakat buna tamamen katılıyor olsam da 

 ülkemizin insanı perişan edebilecek kaypaklıktaki ekonomik zemininde 

çok gerçekçi bir karar olamayabilir bu...

   Bu ara, 

daha çok Guy Finley kafasında 

olduğum için belki, ona güveniyorum; 

dünyanın en çok satan kişisel gelişim kitabı Vazgeçebilmek'te büyük zat, 

bu tür 'salla gitsin, arkana bakma'

 türü safsatanın geri tepme ihtimalinin 

büyük olduğunu söylüyor... 

   Zira olan şey

 arkanda bıraktığın ne olursa olsun 

kendini terk etme olanağının bulunmadığıdır

Tüm bu karmaşayı bir şekilde çeken sensin ve

 başka yollar, başka bir iş ya da 

her defa eskisinin kopyasına dönüşen 

yeni ilişkiler değil senin ilacın... 

   Değişmesi gereken dışarıdaki herhangi birşey değil sadece sensin ve

 Ancak bu şekilde bir cennete dönüştürebilirsin dünyanı... Velhasıl işini değiştiremiyorsan eğer 

onu sevmek ve barışmakla başla işe.

   Robin Sharma'nın deyişiyle
 her gün eve ekmek götürmek için 
yaptığın iş her neyse 
bunda bir rock yıldızı olmanın önemini düşün.
   Çalışmak 
yaşamın anlamına dair şiirin ilk satırı ve 
kendine verdiğin değerin bir ölçüsü. 
Bu,
 kendine başkaları aracılığıyla verdiğin bir armağan hatta. 
İş yerinde o halde (artık) 
sıra dışı biçimde mükemmel olarak 
kendine olan saygını, 
heyecanını artırır ve başka bir gözle baktığın hayat gerçekten de farklılaşmaya başlasın.   
 İyi şeyler, 
iyi şeyler yapanların 
başına gelir 
unutma.


   İnanılmaz üretken bir gün sonunda 
nasıl hissedeceğini düşün ve 
insanlara gerçekten yardım ettiğini,
 küçücük de olsa bir fark yarattığını? 
elinden gelenin en iyisini yaptığında ne hissedersin? 
emin ol ki bambaşka bir hayat anlamına gelir bu...
   öyleyse bu gün işinde  yıldızı ol.
 sahneye çık, kalbini ortaya koy. 
hayatının performansını sergile. 
seyircilerini şaşırt ve alkışlamalarını sağla, karşılık beklemeden. 
satış işindeysen o işin Elvis presley'i ol. 
muhasebecilerin Jimi Henrix'i 
ya da öğretmenlerin Adel'i,
öğrenci de olabilirsin ki işin bu demektir, o halde öğrencilerin Einstein'ı ol bu kez..
   ünlü olduğunda ve 
dünyayı daha mutlu bir yer haline 
getirmeye başladığını gerçekten hissedip 
alkışlar geldiğinde beni hatırla...
   amacım sana yardım etmek ve 
küçük bir kıvılcım yaratmak hayatında.
 bu işin James Bond'u olmaktır amacım zira bana güven...


   Konu Dr. Martin Luther King'in 
sözüyle sonlanmalı sanki. 
Belki kesin olarak fikrini değiştirmene yardımı dokunur, Ha! Bir şans verdin 
ve yine olacak gibi değilse 
s*ktir et gitsin, 
ne için yaratıldığına odaklan ve 
ilan sayfalarına göz atmaya başla...


Eğer bir insan sokakları süpürüyorsa, 
Bunu Michelangelo'nun tablo yapması gibi ya da 
Beethoven'ın beste yapması gibi veya 
Shakespeare'in şiir yazması gibi yapmalıdır. 
O kadar iyi süpürmelidir ki 
cennetin ve dünyanın sakinleri 
orada durup şunu demelidir: 
'Burada işini çok iyi yapan bir temizlikçi yaşamıştı...'

chatintari@windowslive.com

& Yorum kutusu aşağıda, soru: ne düşünüyorsun?