12 Kasım 2016 Cumartesi

PAZARLARI YAZMAYACAĞIM VE FEKAT...



*Yarın devam elbet...
ve yarına kadar bu moddayım.



ZAMANIN KIYMETİ BİLMELİSİN..!



ÖLÜ ADAM, BEN VE DİĞER HİÇKİMSE...

BÖLÜM 3

ANLAM


(AKLIN ERENE DEK)
   Kim olduğunu biliyorum ve sen de kim olduğumun farkındasın belki ama, sohbetimize şahit olan biri (ki bunun için yazılmadı bunlar) en azından şu an için bir anlam veremeyecektir muhtemelen aramızda geçen tüm bunlara, bağımıza, kim olduğumuza.
   Her neyse ve kaldı ki sırrımız tüm bunlar; başka hiçkimse için yazılmadılar, yalnız senin için...
   Varolacağın dünya ile ilgili yine demir kadar çıplak  ve yine iç karartan pas soğuğu şeyler anlatacağım sana bu gün; ama korkma yanındayım...
   Kozandan çıkıp sımsıkı yere bastığında dünyaya ayaklarına da çok güvenmemeni önereceğim sana: güvenmen gereken tek şey sana vereceğim kanatlar olacak zira; ya da her zaman orada; sırtının, kürek kemiklerinin hafifçe kamburlaştığı yerde uç veren kanatlarını göstereceğim sana zaten senin olan..
   Baş döndürücü bir hızla artarken varolacağın evrenle ilgili bilim ya da felsefi görüşler ve ardından evrenin büyüklüğü daha bir açık hale geldikçe; insanın öneminin de o ölçüde yitirildiğini fark edeceksin (senin gibi) küçücük bir zaman ardından ve neredeyse kaybolma noktasına gelene dek...
   Bugün, yani benim zamanımda artık, anlaşıldı ki uygarlıklara atfedilen (sözde hayranlık uyandıran) devasa, dönemsel zaman ölçekleri, gezegendeki çok hücreli yaşamın uzun tarihi içinde  ve elbet yaşamın tarihi de tutunmaya çalışacağın gezegenin tarihi içinde bir göz kırpma süresiyle tarif edilebilecek...
    Ve elbet bu gezegen de evrenin o  muazzam genişliği içinde küçücük bir madde zerresinden ibaret: uzayın o ıssız eğriliği boyunca kendisi gibi küçük zerrelerden uzağa kozmik hızlarla taşınan küçücük bir nokta üzerindeki küçücük bir noktasın anlayacağın...
  Bundan 200 milyon yıl sonra ise (neyse ki göremeyeceğin bir trajedi ile) bu hayat dolu, cıvıl cıvıl gezegen , -(bugün bile bir şekilde fark ettiğinden emin olduğum) Güneş'in- genişlemesiyle yok olup gidecek.

(AMA ŞİMDİ TADINI ÇIKAR)
Sana bırakacağım kitaplar arasında rastlayacağın Leslie Paul'ün 'İnsanlığın Yok Oluşu' kitabında bununla ilgili altını çizdiğim şu notu okuyacaksın bir gün;
   ''Bütün yaşam yok olacak, bütün zihinler duracak ve her şey, sanki hiçbir şey hiçbir zaman oluşmamışçasına geriye dönecek... Dürüst olmak gerekirse, evrimin uğruna yolculuk yaptığı hedef de budur; çılgınca yaşayıp çılgıncasına ölmenin varıp varacağı 'hayırlı son'...''
   Velhasıl aklın ermeye başladığında başına ilk dert olan çözümsüz bela anlamsızlık sorunu üzerine olacaktır; yardım edemeyeceğim için gönül koyma bana.
   Yine de yol göstermek için kitaplar karıştıracağım senin için belki ikimizi de kurtaracak,
   Ama şu an gerçeği kabullenip biraz dinlenme vakti...
   Şu an için yapabileceğimiz ve bildiğimiz bundan ibaret:
   ''Yaşam dediğimiz şey karanlıkta yakılan ve hemen ardından sönen bir kibritten farksız.
   Er veya geç ulaşılan sonuç ise;
   onun anlamdan bütünüyle yoksun kalması...''
  


Çetin Tarı (Kasım/ 2016)



10 Kasım 2016 Perşembe

ÖLÜ ADAM, BEN VE DİĞER HİÇKİMSE

BÖLÜM 2
   
KAPI
  
(SABAH)
   Kendinle ilgili basit bir soru;
   ''Şu an, yani suskun, okuyorken bu yazıyı: Dilin ağzının içinde nasıl konumlanıyor?''
  Sormasaydım eğer yoklamayacak ve varamayacaktın farkına; bunca zamandır bilmiyordun aslında, ne garip?
   Velhasıl tanımıyorsun kendini, bunca basit bir soru için bile...
   Aslında saçma, bu soruyu sormam sana, zira doğmadın henüz ve tanımıyorum seni, tıpkı sesim hariç aşina olmadığın gibi bana...
   Bu yüzden doğumunu anlatmam garip oldu ama bu da bir insanı tanımak için fırsattır aslında; demek ki benimle ilgili ilk gerçek; sabırsız olduğum muş?
   Bu alışveriş ikimiz içinde kazançlı olacak anlaşılan, hani Biyolojideki Mutualizm denilen şey gibi; Seni sana  anlatırken diğer yandan da kendimi tanıyacağım: bence gayet makul...
   Sana hep mutluluktan bahsedeceğimi de sanmayasın ve hatta çoğu zaman iç karartıcı görünecek okuyacakların ama böyle işte dünya ve Freud'un dediği gibi 'İnsanın mutlu olma gereği tabiatın planında olan bir şey değil...''
   Bebekliğinden başlayacağım anlatmaya ve istatistik biliminden bahsedeceğim bugün sana ve bir kapıdan bahsedeceğim büyük bir buluşa imza atmışım gibi;  
   Örneğin; Bebeklerin en büyük olasılıkla sabah 4'e doğru doğduklarını biliyor muydun ve belki senin de öyle olacak, kim bilir...
   Bu değil de asıl; yaşam denilen şeyi tattıktan sonra, ölümün en faal olduğu saatin de bu saate çok yakın olması bir tesadüf müdür sence, zira; sabahın 5'i insanların en çok öldüğü vakitmiş, yine istatistik bilimine göre?
   Benim açıklamam bir tür kapı olduğu ve aynı kapıdan girip çıktığımızdır, çıkanlar girenlerle vedalaşırlar anlaşılan o kısacık bir saat içinde...
   Sana anlatacaklarımı takip etmekte çoğu zaman zorlanacaksın belki ama dikkatle dinle; zamanla bütün olacak tüm harfler ve zihninde yeni bağlantılara, heyecanla ateşlenen nöronlara dönüşecekler Çin yurdunda ilk kez uçuşan havai fişekler misali...
    'Bilmek' bu dünyanın ve yaratılışın en büyük günahı olsa da sürgüne yol açan; 'Elma yeme!' ve (aslında Nar olsa da o günah meyvesi) ''tükür onu tüm hücrelerinden'' demeyeceğim sana asla; aksine inadına öğren ve reddet tüm dayatılanları ta ki sorgulayıp kendi doğrun haline geldikleri ana kadar...
   Her neyse...
  
(SEN YA DA TÜM EVREN...)
Sessizlik denizinde otur şimdi yine huzurla...
  Hiçbir şey yapmıyorken aslında ne çok şey yaptığının ve asıl yapman gerekenin çoğu zaman bu olduğunun farkına var, hazırlan tüm bu kaosa... 
   Zira doğmadın henüz...
  Zamanın sürekli değiştiği (Almanlar buna zamanın ruhu; zeitgeist diyecekler) bir dünyadır bu adım attığın ve ortalamada; erkeklerin  71 ve kadın olanın da 76 yaşına kadar nefes alma olasılığın normal olduğu bir memlekete açacaksın gözlerini...
  İstatistik bilimine göre en büyük ihtimalle (%34) kalp veya damar hastalıklarından olacak ölümü çevrendekilerin...
   İşte bu yüzden kalbine dikkat etmelisin;
   henüz çok genç,
   henüz çok güçlü
   ve henüz hiç kırılmadığı için...
   İzin verme sakın buna...
  Aklımın almadığı asıl şey ise kalbin, (2. ölüm sebebi) kanserin bulaşamadığı tek organ olması; bu yüzden kalbine bulaşamayacak  (Latince Yengeç anlamındaki) bu illet...
   Bilimsel sebebini değil ama, neden kanser olunacağını örneğin benden dinleyeceksin yine: Ama bir doktor edası ile değil elbet...
   ''Yaşaman gereken, ama yaşayamadığın her şeyin başına nasıl musallat olacağına dikkat etmen için anlatacağım tüm bunları ve tanıman...''
   Şimdi uyu ve güçlen ve artık doğacağın, doğduğun ve çok önce ile çok sonrasını da anlatmaya devam edeceğim için sana, bir ninni gibi.
   Bil ve tanı diye bizi...
   Kim olacağını...
   Ya da kim olman gerektiğini de aslında...


DAMDAN DÜŞENLE SOHBETLER...
TÜM KİTAPÇILARDA



ÖLÜ ADAM, BEN VE DİĞER HİÇKİMSE...

   BÖLÜM 1:
   DOĞUM

   Aklındaki ilk anıyı düşün?
   Hatırlıyor musun?
(SARILDIN)
  İlk ses?
  İlk görüntü ve belki annen ya da baş aşağı sarkarken sen, yüzünü görmeyip  daha ne olduğunu dahi anlayamadan ve sıcak kozandan yeni sıyrılmışken henüz canını nedensiz acıtan, seni ilk kez ağlamaya zorlayan o ilk kadın; bir hemşire...
   Ya da bir renk belki, karanlıktan aralarken gözlerini dünyaya; beyazlar içinde ve bu yüzden dokunulması yasak ve bu yüzden gözlerini daha da acıtan...
(ARKANDA HİÇBİR İZ KALMADI)
   Renk değilse koku olmalı ve özellikle ciğerlerin, ağladığın ve bu yüzden mucizevi bir itimle temizlendiği ve ekşi, maya kırmızısı ve biraz da kanla rayihalanmış...
   Tüm o; atardamarların, damlayan, tıksıran, gülen ve seninle konuşan ve henüz içinden koparıp almadıkları için  seni bir olduğunuz ve boğuk duyulan ama sesin sandığın belki ve güvendiğin ve bir daha asla aynı yakınlıkta hissedemeyeceğin annenin sesi belki:
   Bir ''hoş geldin bebek'' sözü,
   bir ninni ya da...
   Sadece gülümseme...
  Her ne ise ve her şeyiyle anlatacağım,
  Neden hatırlayamadığını ya da kim olduğunu...
   Daha da önemlisi belki kim olman gerektiği...


KİŞİSEL GELİŞİM/ PSİKOLOJİ (GOA YAYINLARI)


    

8 Mart 2016 Salı


DAMDAN DÜŞENLE SOHBETLER 

RAFLARA ÇIKTIKTAN SONRA OLANLAR :)


BİLECİK KİTAP FUARI




HAYAL BİLGİSİ DERGİSİ 2016 TAKVİMİNDE
 YAZARLARI (VE BANA) YER VERMİŞ





DAMDAN DÜŞENLE SOHBETLER 

NÜANS SANAT DERGİSİNDE


 SEVİMLİ BİR OKUYUCU DAHA




OKUYUCULARDAN DÖNÜTLER







DAMDAN DÜŞENLE SOHBETLER 

İSMAİL KÜÇÜKKAYA İLE ÇALAR SAAT'TE






DENİZ SEKİ'YE YOLLADIĞIMIZ KİTAP SONRASI




D&R DOST KİTAP EVİ, ARKADAŞ, İNKILAP

 VELHASIL KİTAP SATILAN HER YERDE













KİŞİSEL GELİŞİM/ PSİKOLOJİ



22 Aralık 2015 Salı

 SENİ TAMAMLAYACAK RUHU ARA. HER PEYGAMBERİN ÖĞÜDÜ AYNI ZİRA; 
''SANA AYNA OLACAK İNSANI BUL...''
YA DA KİTABIMDA NELER VAR...

YALNIZLIK ANA TEMA
   Damdan Düşenle Sohbetler, arka bölümünde de yazdığım gibi aslında kişisel yaşanmışlıklardan ve yazanın
bizzat tecrübe ettiği, kendisine iyi gelen (özellikle bilme erdemiyle kendini elzem kılan) olabildiğince bilimsel ve bir yazarın beslenmesi gereken en derin kaynak olan hikayeler dilinde yaşanmış ve yazılmıştır...
   Velhasıl aslında yazdığım her şey senin için değil bizzat kendi arafımdan kurtulabilmek için kaleme alınmıştır, öğrendiğim ve unutmamam gereken...
   Sufilerce bahsedildiği gibi, ''Bir çiçeğe dokunan bütün çiçeklere dokunmuştur'' sözünün gerçek olduğunu ve fizikteki ''Bir elektron diğer tüm elektronların durumundan haberdardır ve hatta tüm evrende var olan elektron sayısı toplamda bir'dir'' bilgisini (a priori düzeyde) gerçek sayan ve hayati mottolarından biri kabul eden bir arkadaşın olarak zaten ''yok senden farkım'' anlayışıyla, yazdığım her şeyin aslında senin de tecrübelerini oluşturduğunu ve sana da iyi geleceğini gayet iyi biliyorum...
   Ve fekat ne var kitabın içinde? dersen içindekiler bölümü işine yarayacaktır belki diyerek aşağı, akışı özetlemiş bulunmaktayım...,

 Kim bir belki sen de ''Bir gün bir kitap okudum  ve hayatım değişti'' diyebilirsin 'Yeni Hayat' kitabının Osman'ı gibi...

VE ÇIKMAK, KURTULABİLMEK
İÇİNDEKİLER
1      Oturup korkunç kitaplar okudum senin için… Ya da içimde varoluşsal bir cinayet
2     Gittin mi büyük gideceksin, ayrılık bile gurur duyacak seninle… Ya da sadece gitmek
3      Bir yıldız gibi kaydı hayatından, yapabileceği tek şey dilek tutmaktı… Ya da bir film yıldızı olduğunu düşün
4     Karanlık bir odada kara bir kediyi yakalamak zordur, özellikle de odada bir kedi yoksa… Ya da yardım iste
5     Anlattıklarımın sadece inanılmaz tarafları gerçektir… Ya da iyilik bankası
6      Eğer camdan bir evde yaşıyorsan, başkalarına taş atmamalısın… Ya da kırık cam teorisi
7    Eğer telefonun çalmıyorsa aramayan benimdir… Ya da aksini düşün
8     Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin ve sen ağladığında onun gözünden yaş gelmeli… Ya da su, aslında nedir?
9    Cahille latife etme. Dili zehirli olduğundan, gönlünü yaralar… Ya da derdini anlatma, asla dinlemeyecekler
GÜZEL YAŞAMAK VE 'HEP GÜZEL ŞEYLER
OLSUN GÖZÜNÜN ÖNÜNDE' DİYEN ŞEMS GİBİ
10.   Dik dur ve gülümse, bırak neden güldüğünü merak etsinler… Ya da omurga mı kişiliği belirler yoksa kişilik mi omurgayı?
11.  Bir erkek çocuğu doğduğu anda, tanrı eşini belirlermiş... Ya da bir peri masalı
12.  Hayallerinden, çok uzun zaman sonra gerçekleşebileceğini düşündüğün için vazgeçme! Zaman çok hızlı geçiyor…  Ya da Afrikalı çocuğun inatla yürüyüşü
13.  Sen hiç solgun ay ışığı altında şeytanla dans ettin mi? Ya da Eınstein'ın gizlilik formülü.
14.  Tüm dünya vazgeç dediğinde umut fısıldar; tekrar dene… Ya da tarihin en fazla okunan belgesi: Garcıa'ya Mektup
15.  Çirkin kadın yoktur, mutsuz kadın vardır… Ya da kendini gerçekleştirme
16.   Çünkü ben senin için ağlarken, sen başka birinin gülüşünü izledin... Ya da; metroda çalan Stradivarius
17.  Kadınlar kendilerini güldüren erkekleri severler ama onları ağlatan erkeklere âşık olurlar… Ya da insanların senden hoşlanmasını sağlamanın 6 yolu
18.  Dileğin, onu beklediğin unutulduğunda gerçekleşir. Bu hayatın; 'sen bakıyor iken soyunamam' deme şeklidir… Ya da geleceği inşa etmek
19.  Bekle dedi gitti, ben beklemedim o da gelmedi, ölüm gibi bir şey oldu, ama kimse ölmedi… Ya da kör kütüphanecinin dileği.
2
BELKİ AŞK
0. 
''Sadece, senden koptuktan sonra da, bedenimin seni isteyeceğine şaşıyorum...''   Ya da mutluluğun matematik verileri
21.  Penceren kirliyse, dışarı çıkıp manzarayı parlatman boşunadır… Ya da melekler mutluluğu nereye sakladı?
22.  Her gününü son gününmüş gibi yaşa, zira bir gün haklı çıkacaksın… Ya da bir dert ağacı ek.
23.  Nefret ediyordum o sinekten, şaşılası korkusuzluğundan, o böceksi kibrinden, vızıldayan cehaletinden… Ya da kusursuz insan yoktur
24.  Mutluluk gerektiğinde önemsiz şeylerle de meşgul olabilmektir… Ya da Feng-Shui'nin 9 yöntemiyle evini tedavi et
25.  Dün merdivenlerden çıkarken, orada olmayan bir adamla karşılaştım, bugün de orada değildi. Keşke dedim, keşke gitse... Ya da Feng-Shui'ye ait püf noktalar
26.  Şık olmalı erkek dediğin. Gelişi, gülüşü, bakışı ve hatta gidişi bile… Ya da Ockham'ın Usturası
27.  Her şeyin sona erdiğini düşündüğün bir an gelecek. İşte o an her şeyin başlangıcıdır… Ya da ölmek üzere olanların en büyük beş pişmanlığı
28.  Güzel gençler doğanın rastlantısallığındandır. Oysa güzel yaşlılar yaşlanmasını bilen sanat eserleridir… Ya da 100 yıldan fazla yaşamak
AMA HEPSİNDEN ÖNCE OKUMAK VE DELFİ
 TAPINAĞINDAKİ ÖĞÜDE UYMAK;
KENDİNİ BİL, DİYEN..
29.  Dün güzel bir kadın geçti kabrimin yakınından, kalkıp verecek oldum düşürünce mendilini; öldüğümü unutmuşum... Ya da yaş almak
30.  Kuş olsun insan olsun. Yalnızlık sevmesini bilmeyenlerin icadı… Ya da dünyada yalnız 100 kişi kaldınız
31.  Çocukluk gece yarısı tuvaletten odana koşarken, kimsenin seni yemediğine sevinmektir… Ya da sürekli ölür ve her 7 yılda bir tekrar doğarsın.
32.  Bugün, bir daha olamayacağın kadar gençsin. Yarının hatırına kıymetini bil… Ya da yaşam süren; 5 yıl, vücudunun değeri; 45 milyon dolar
33.  Aşk, birine seni mahvetme yetkisi verip, bunu kullanmayacağını ummaktır… Ya da Konfüçyus'un aşk öğütleri
34.  Hayvanların dini olsa, insan, şeytan olurdu… Ya da sandığın kadar özel değilsin
35.  Matematikte de olur bazen; değer verirsin ve yanlış çıkar… Ya da sadece aptallar mı mutludur?
36.  Bir kadeh daha şiir içsem, körkütük şair olsam… Ya da öyle bir özleyeceksin ki, gittiğine utanacak
37.  Bisiklet sürmek gibiydi aşk. Öğrendiğinde ilk işi, elini bırakmak oldu… Ya da yalnızlık aslında gereklidir
38.  ‘’Mezar taşında iki tarih yazacak’’ dedi. ‘’Önemli olan aradaki küçük çizgidir…’’ Ya da son sözler



KİŞİSEL GELİŞİM/ PSİKOLOJİ SERİSİ
DAMDAN DÜŞENLE SOHBETLER
GOA YAYINLARI/ ÇETİN TARI
E.KİTAP SİTELERİ, D&R LAR VE KİTAP SATILAN HERR YERDE...




BENN..

17 Aralık 2015 Perşembe

BİLİNMEYEN NO: 171

OKYANUSTA ÖLMEZDE İNSAN GİDER BİR KAŞIK SEVDADA BOĞULUR*...
YA DA BİN MİSKET TEORİSİ İLE ÖLÜM ZAMANI HESABI?

   (* Cemal Süreyya)
(SADECE ÇOCUKLAR YETERİNCE ZEVK ALABİLİR YAŞAMDAN)
   Önündeki kağıda bir karış kadar aralıklarla iki nokta koy şu an ve bembeyaz kağıtta ne kadar çaresiz ama anlamsızca güzel durduklarının farkına var...
   Ve şimdi sana vereceğim sırra kulak ver; 
   ''Soldaki nokta öncesinde hiçliğin olduğu, 
hatırlayamadığın doğumun 
ve ondan sadece bir karış uzaktaki
 ikinci karanlık ise ölümündür...''
   Şimdi de asıl görevine odaklan; 
  ''Bu iki nokta arasında şimdi neredesin? Şu an bulunduğun zamanı doğum ve ölümünü temsil eden iki nokta arasına yerleştir... 
(BEKLEMEK)
NE KADAR ZAMANIN KALDIĞINI 
GÖREBİLİYOR MUSUN ARTIK?
....
   
   Yeterince karardıysa için şimdi de çocukluğunu düşün ve kız, erkek hepimizin kavanozlarda biriktirdiği misket oynadığımız zamanları... 
   Misket dediysem benim zamanımda 'misket almak' diye bir kavram erkekler arasında ayıp sayılırdı aslında zira çeşitli misket oyunlarından birine katılıp, kendiniz kazanmalıydınız bunları. 
(YAŞADIĞININ FARKINDA OLMAK)
   Elbette kaybederseniz çaktırmadan aşağı mahallenin bakkalından alınabilirdi sorun yok ama bu kez yepyeni misketleri kaybetme korkusuyla en zayıf rakipleri ya da küçük çocukları aramalıydınız yeniden misket kazanmak için...
(GEÇİCİ VE UÇUCU VE SONLU VE...)
   Misketle (bilye...) ilgili en unutulmaz anım 50 şerine oynadığımız, yere dizildiğinde üç dört metre yan yana misketin bulunduğu bir (deli) oyuna katılmak olmuştu. 
   Bu oyunda herkes misketini karşıya atar (yani açılır) ve en ileri atan kişi ilk atma hakkını edinir ve uzaktan atarak vurduğu misketin sağındaki tüm misketi alma hakkı kazanırdı. 
  İşte bu oyunda o kadar açılmıştık ki (bakkal Şemsi Abi'nin dükkanının önünde oynuyorduk ve o da oyuna dahildi) yan yana bir kaç apartmanın bahçe duvarını geçmişti misketlerimiz ilk atma hakkı kazanabilmek için... 
KALAN HAYATIN
  Tabi ki en uzaktakiler görmeden ve sadece misketlerin bulunduğu yere körlemesine atış yaparken ilk oyunda tüm misketlerimi (daha atma hakkı kazanamadan ) kaybetmiştim.
(YAŞAMAK BERABER)
   Velhasıl yerde o kadar çok misket dizilmişti ki tekrar cebimde kalan on beş yirmi misketi dizip oyuna tekrar katıldığımı kimse anlayamadı... 
  Finalde çoğunu kaybetmiş olsam da en azından yarısını aldığım misket oyununu sana anlatma sebebim aslında hayatı ve kalan günlerini sana anlatabilecek daha harika hiç bir şeyin onun yerini tutamamasındandır...
   Demek istediğimi yine bir hikaye anlatmak, anlaşılabilme ihtimalimi artıracağından uzatmadan asıl kısma geçmek istiyorum...
(HAYAT ÇİZGİSİ)
  Hazırsan arkana yaslanıp basit bir alıştırma ile içselleştirebileceğin ve gerçekten kullanabileceğin (şu an misket arıyorum, eskisi gibi kolay bulunmuyorlar) bir alıştırma seni beklemekte.
                                    Adı; Bin Misket Teorisi...
***
 Yoğun iş temposundan iyice bunalmıştı. 
Vakit akşam olmak üzereydi; ama mesai kavramına  yabancı olduğu için evine ne zaman gideceği yine belli değildi.
(GÜZELLİK)
Başını iki elini arasına alıp gözlerini sıkıca kapadı. 
Çok para kazanıyordu, yöneticiydi. 
Birçok insanın imrenerek baktığı bir konumdaydı. 
Ama yaşadığı hayatı, hayat olarak görmüyordu...

“Ne biçim bu hayat böyle!” 
diye söylendi bir an için kendi kendine. 

Hafta sonları dahi evine gidemiyordu. 
Toplantılar, iş seyahatleri, yazışmalar 
ve koşuşturmacayla geçen bir hayat... 
Ailesine vakit ayıramıyordu. 
Pek çok yakın dostunun adını dahi unutmuştu. 

(DÜŞÜNMEK)
Karamsarlık içinde kıvranırken, 
birden çekmecesindeki küçük radyo geldi aklına
Radyoyu açtı. 
Müzik ile biraz rahatladığını hissetti. 
Müziğin ardından duyulan yaşlı bir adamın konuşmasıyla 
gayri ihtiyari radyoyu kapatmak istedi. 
Ama garip bir çekimle birden durdu.
İlginç bir teoriden bahsedeceğini söylüyordu adam. 
“BİN MİSKET TEORİSİ”
idi anlatacağı... 

Dinlemeye başladı: 

“Bir gün oturdum ve biraz aritmetik yaptım.'' diye başlıyordu adam konuşmasına. radyonun sesini biraz daha açma gereği hissetti...
(VE İDRAK BELKİ)
''Ortalama bir kişinin 
yetmiş beş yaşına kadar yaşadığını varsayalım. 
Biliyorum, bazıları daha çok, bazıları daha az yaşar. 

Ama biz yetmiş beş yıl yaşadığını düşünelim. 
Bir yılda 52 hafta olduğu için,75’i 52 ile çarptım 
ve ortalama ömre sahip bir insanın 
tüm hayatında yaşadığı 
cumartesi sabah sayısı olarak 3900 rakamına ulaştım. 

Şimdi iyi dinleyin. 
En önemli kısmına geliyorum. 
Bütün bunları ayrıntılı olarak düşünmeye 
(yazık ki) elli beş yaşında başlamıştım. 
Yaptığım hesaba göre bu yaşa kadar 
2180’in üzerinde cumartesi yaşamıştım 
ve eğer yetmiş beş yaşına kadar yaşarsam,
 yaşayacağım cumartesi sayısı sadece bin adet olacaktı.

(HEPSİ ŞU AN İÇİN
ELİNDEKİ TEK OLAN)
Bir oyuncak dükkanına gittim 
ve elindeki tüm misketleri aldım. 
1000 adet misketi bir araya getirmek için 
üç tane daha oyuncakçı dükkanını ziyaret ettim. 
Bunları eve getirdim 
ve atölyedeki radyomun yanında duran büyük, 
şeffaf bir kavanozun içine hepsini doldurdum. 

O günden sonra, her cumartesi kavanozdan bir tane aldım. Misketlerin azaldığını gördükçe, 
hayatımdaki önemli şeyleri daha fazla düşünmeye başladım. Anladım ki, 
( YA DA ÇOCUKLARA YAKIN OLMAK)
dünyadaki zamanımın akıp gittiğini görmek kadar 
önceliklerimi düzene koymama 
hiçbir şey yardım edemez...”

Yaşlı adamın anlatıkları o kadar etkiliydi ki, 
genç iş adamı adeta dünyadan kopmuş, 
radyoya kilitlenmişti. 

Yaşlı adam şu cümlelerle konuşmasını tamamladı:

(VE HAYVANLARA, DOSTLARA, DOĞAYA)
“Programı kapatmadan önce 
şimdi size son bir şey anlatacağım. 
Bu sabah kavanozun içindeki son misketi de aldım.
 Eğer önümüzdeki cumartesiye kadar yaşarsam, 
bana biraz daha zaman verilmiş olacak.
 Unutmayın,
(ÖLÜM MELEĞİNİ ÇİRKİN BİLİRDİM BEN,
 OYSA O KADAR GÜZELDİ Kİ...)
 hepinizin kullanabileceği en önemli şey, 
öncelikle size hediye edilen kalan zaman ve ardından
biraz daha fazla zamandır...”
   O halde yaptıkların için hayıflanmayı bırak artık ve yapmadıklarına odaklan ve kalan hayatını görselleştir bugün...
zira bu sondu doğmadan önce her ne isen hatırlayamadığın, doğumundan sonra da o olacak hem de hesaplanamayacak uzun zamanlar boyu...


REKLAMLAR:
 İLK KİTABIM KİŞİSEL GELİŞİM/ PSİKOLOJİ
DAMDAN DÜŞENLE SOHBETLER
KİTAP SATILAN HER YERDE...