12 Ocak 2021 Salı

YAŞAMAK VE YALNIZ BUGÜN

Bakkala giderken göz göze geliyoruz onunla,, yer yer kazındı kimi yeri,, ama hala okunuyor...


Ömür dediğin üç gündür
dün geldi geçti, 
yarın meçhuldür
o halde ömür dediğin bir gündür, 
o da bugündür...


Özdemir Asaf'ın mı 
yoksa Can Yücel'in mi
(hatta belki Hayyam) 
 olduğuna dair kesin bir bilgi edinemediğim şiir 
(internet bu konuda güvenilir değil zira)
 her bir günümüzün 
(BUGÜN)
 hayatımızın birer minyatürü olduğunu gösteriyor. saatlerimiz kum yığınlarıyla yılları ve 
günler yaşandıkça hayatımızı oluştururken 
   bugün yaptığın şeyleri düşün o halde; 
Her ne ise geleceğini oluşturacak düşünceleri, aklında tart bu kez ve izin verme karamsar olanlarına... 


Kurduğun cümleler, 
düşündüklerin, 
öğrendiğin zihin açıcı fikirler, 
yediklerin, 
yaptığın egzersiz ya da yürüyüş, 
yarın örülecek kaderinin ilmeklerine dönüşecek. 
küçük dediğin tercihler 
devasa sonuçlar doğuracak 
o yüzden,
 "önemsiz bir gündü" 
demeyesin sakın bugüne...
  senin; çevrendeki dünyaya
 tahminin ötesinde bir etkin bulunmakta, 
ama istemen gerek önce.


 İçinde yeşeren bu gücü kullanarak 
büyütebilirsin ancak onu ve elbet kendini.
onların ulaşamadığı yere ulaşmak istiyorsan 
sürüden ayrılmalı ve 
neden ben olmayım 
sorusunu cesurca sormalısın bugün ve 
o unuttuğun hayallerinin peşine düşmelisin derhal.
 zira yarını oluşturan şey bugündür.
YARINI BUGÜN YARATIRSIN... 


Bugünkü basit tercihlerin, 
yapman gerekenler,
senin için doğru olanlar, 
çabaların, 
fikrilerin...
büyük hayatına ilerlemek için artık 
uyan ve silkin tatlı uykundan ve 
şikayet etmeyi bırak güya mağdurmuşsun gibi...
Her gün küçük bir adım at oraya doğru; 
bugünün yaratacağı geleceğe  doğru...
  Önemsiz bir gün yok, sok bu lanet şeyi kafana; 
bugün hayatının tek gerçek günü, 
dün yok yarın yok. 
hepsi bugünün yarattıkları...


Peki ya yarın; 
o sonsuzluk artı bir gün sürer, yalnızca o kadar...

chatintari@windowslive.com
Soru: ne düşünüyorsun? aşağıdaki kutuya...

11 Ocak 2021 Pazartesi

DEĞİŞTİREMİYORSAN SEV..

   "Mutlu olmak için.."

 

derdi, çok güvendiğim ve 

ara sıra bahsettiğim hocam, 

"iki şeye ihtiyacın var; iyi bir iş ve

 iyi bir eş..."

   Kişisel gelişim gurularının (Sankristçe,, Gu: karanlık, Ru; gideren) büyük çoğunluğu mutluluk listelerine; 'sevmediğin işi bırak' kuralını eklerler...  

Ve fakat buna tamamen katılıyor olsam da 

 ülkemizin insanı perişan edebilecek kaypaklıktaki ekonomik zemininde 

çok gerçekçi bir karar olamayabilir bu...

   Bu ara, 

daha çok Guy Finley kafasında 

olduğum için belki, ona güveniyorum; 

dünyanın en çok satan kişisel gelişim kitabı Vazgeçebilmek'te büyük zat, 

bu tür 'salla gitsin, arkana bakma'

 türü safsatanın geri tepme ihtimalinin 

büyük olduğunu söylüyor... 

   Zira olan şey

 arkanda bıraktığın ne olursa olsun 

kendini terk etme olanağının bulunmadığıdır

Tüm bu karmaşayı bir şekilde çeken sensin ve

 başka yollar, başka bir iş ya da 

her defa eskisinin kopyasına dönüşen 

yeni ilişkiler değil senin ilacın... 

   Değişmesi gereken dışarıdaki herhangi birşey değil sadece sensin ve

 Ancak bu şekilde bir cennete dönüştürebilirsin dünyanı... Velhasıl işini değiştiremiyorsan eğer 

onu sevmek ve barışmakla başla işe.

   Robin Sharma'nın deyişiyle
 her gün eve ekmek götürmek için 
yaptığın iş her neyse 
bunda bir rock yıldızı olmanın önemini düşün.
   Çalışmak 
yaşamın anlamına dair şiirin ilk satırı ve 
kendine verdiğin değerin bir ölçüsü. 
Bu,
 kendine başkaları aracılığıyla verdiğin bir armağan hatta. 
İş yerinde o halde (artık) 
sıra dışı biçimde mükemmel olarak 
kendine olan saygını, 
heyecanını artırır ve başka bir gözle baktığın hayat gerçekten de farklılaşmaya başlasın.   
 İyi şeyler, 
iyi şeyler yapanların 
başına gelir 
unutma.


   İnanılmaz üretken bir gün sonunda 
nasıl hissedeceğini düşün ve 
insanlara gerçekten yardım ettiğini,
 küçücük de olsa bir fark yarattığını? 
elinden gelenin en iyisini yaptığında ne hissedersin? 
emin ol ki bambaşka bir hayat anlamına gelir bu...
   öyleyse bu gün işinde  yıldızı ol.
 sahneye çık, kalbini ortaya koy. 
hayatının performansını sergile. 
seyircilerini şaşırt ve alkışlamalarını sağla, karşılık beklemeden. 
satış işindeysen o işin Elvis presley'i ol. 
muhasebecilerin Jimi Henrix'i 
ya da öğretmenlerin Adel'i,
öğrenci de olabilirsin ki işin bu demektir, o halde öğrencilerin Einstein'ı ol bu kez..
   ünlü olduğunda ve 
dünyayı daha mutlu bir yer haline 
getirmeye başladığını gerçekten hissedip 
alkışlar geldiğinde beni hatırla...
   amacım sana yardım etmek ve 
küçük bir kıvılcım yaratmak hayatında.
 bu işin James Bond'u olmaktır amacım zira bana güven...


   Konu Dr. Martin Luther King'in 
sözüyle sonlanmalı sanki. 
Belki kesin olarak fikrini değiştirmene yardımı dokunur, Ha! Bir şans verdin 
ve yine olacak gibi değilse 
s*ktir et gitsin, 
ne için yaratıldığına odaklan ve 
ilan sayfalarına göz atmaya başla...


Eğer bir insan sokakları süpürüyorsa, 
Bunu Michelangelo'nun tablo yapması gibi ya da 
Beethoven'ın beste yapması gibi veya 
Shakespeare'in şiir yazması gibi yapmalıdır. 
O kadar iyi süpürmelidir ki 
cennetin ve dünyanın sakinleri 
orada durup şunu demelidir: 
'Burada işini çok iyi yapan bir temizlikçi yaşamıştı...'

chatintari@windowslive.com

& Yorum kutusu aşağıda, soru: ne düşünüyorsun?

30 Ocak 2020 Perşembe


 BASİT  YAŞA...

''Yaşamak kendi kendini adam etmektir'' der, Goethe...

 ''Zeka ve bilgiyi kullanarak etinden kemiğinden kendi heykelini yapmak...'   Hayatı, 
akışına da bırakabilirsin aslında, ki bu da yeterince uzun süre verebilirsen eğer 
istediklerine, hak ettiğin mutluluğa ulaştırabilir seni:
 Kimse izlemiyormuş gibi dans et, 
asla incinmeyecekmiş gibi tekrar sev, 
kimse duymayacakmış gibi şarkı söyle, 
dünya bir cennetmişçesine bir kelebek gibi yaşa...
   ***
Fakat, modern zamanlarda büyük bir risk anlamına da gelir bu. 
Diğer yol, kendini yaratarak kaderinin efendisi olmak; 
kendi kutsal kitabını yazmaktır...

   Ama benim anlatmaya çalışacağım dikkatle bakmayı öğrenmen, 
gerçekten görmen, 
küçük şeyler için şikayet etmekten vazgeçmen, 
dünden öğrenerek bugün için yaşaman, 
daha güzel bir yarın için ümit etmendir daha çok...


   Gerçekten yaşamak, dünyanın en nadir elmaslarına benzer. 
çoğu insan görebilmek için çaba harcamaz onu: 
sadece var olur, sonsuza dek yok olmadan hemen önce... 
sadece o kadar...
   sen onlardan olma...
***
Anı yaşa.
 aşk yap,
 çay yap. 
bitki al ya da konuş onunla, sula.
 yatağını düzelt, 
koş, 
yağmurlarda yüz, 
ağaçlarla kucaklaş. 
beceremiyor diyenlere inat sanat yap, 
hikayeler yaz, çiz, anlat; yarat. 
***
Aynada gördüğün yüz tek arkadaşın. 
onunla barış,
 değerini bil 
ve deliler gibi seveceksen eğer; sadece onu sev...

10 Ekim 2018 Çarşamba

HER GÜNE 1 KİŞİSEL GELİŞİM

11 EKİM

''VEDA BUSESİ''
VEDA
Hani o bırakıp giderken seni
Bu öksüz tavrını takmayacaktın?
Alnına koyarken veda buseni
Yüzüne bu türlü bakmayacaktın.

Hani ey gözlerim bu son vedada,
Yolunu kaybeden yolcunun dağda
Birini çağırmak için imdada
Yaktığı ateşi yakmayacaktın?

Gelse de en acı sözler dilime
Uçacak sanırdım birkaç kelime...
Bir alev halinde düştün elime
Hani ey gözyaşım akmayacaktın?
Orhan Seyfi ORHON
FotoÄŸraf
   Yaşanan, işitilen, görünen, hissedilen ne varsa; tüm gerçekliği ile sözde algıyabildiğimiz dünyanın soluk birer gölgesidir sadece...
FotoÄŸraf
   Okuduğumuz masallar bazen ve dinlediğimiz şarkılar ya da; aslında bambaşka hikayeler barındırır perde ardında...
   Klasik sanat müziği deyince en sevdiğim ilk beş içinde yer alan 'Veda Busesi'nin hikayesi de böyledir; bir aşk sandığım ama babanın kızına bir vedası olan...
FotoÄŸraf
   Sözleri itibariyle iki aşığın şiir olarak algılanmıştır hep. Fakat Veda busesi Orhan Seyfi Orhon'un kanserden ölen kızına yazdığı bir şiirdir...
FotoÄŸraf
    Anlatılan odur ki; Babası kızının kapısını açarken o gün duraksar. Sessizce kapının kolunu indirir ve kızının bugün daha iyi olması için dua eder.  
   Gün boyunca aklındaki tek şey kızına doyasıya sarılmaktır bütün bir gün. O yüzden işlerini iptal etmiş, akşama kadar  yanında oturmayı planlamıştır...
FotoÄŸraf
   Uyuyup uyumadığını kontrol etmek için usulca yatağa eğilir.Kızı perişan görünmektedir. Gözleri yaşaran baba, onun ,bu halini görmesini istemediği için usulca eğilir ve dudaklarını kızının alnına koyar. Öpmez zire öpmek çok kısa bir andır. Öylece durur ve derin derin kızının kokusunu içine çeker. Kız eliyle babasının koluna dokunur... 
FotoÄŸraf
   Baba kızının alnında öylece durmaktadır fakat biraz daha durursa gözyaşları kızının yüzüne damlayacak, ağladığı anlaşılacaktır. Yatağın yanındaki sandalyeye oturur. Kız o kadar bitkindir ki  kısık bir sesle şaire, "Babacığım, annemin öldüğü gün sonrası ,günlerce, çok ağlamıştın. Şu son anlarımda senden bir şey istiyorum'' der...
FotoÄŸraf
   ''Ben öldükten sonra hiç ağlamayacaksın, gözünden bir damla yaş bile düşmeyecek, anlaştık mı?"  Baba imkansızı isteyen kızına gülümseyerek bakar, ağlamaklı halini bastırarak başını hafifçe sallar...
FotoÄŸraf
   Kızı artık  zor nefes almaktadır ve birkaç saniye içinde nefes alışverişleri kesilir, başı yana düşer...
   Hıçkırıklar içinde kızını kucağına alır. Kızın cansız bedeni hala ateşler içindedir ve kızı üşümesin diye battaniyeyle sarıp onu bahçeye çıkarır...
FotoÄŸraf
   Kızını sandalyeye oturtup, 
   yere çöker, 
   başını onun kucağına koyar, 
   hıçkırıklarla ağlamaya başlar...
FotoÄŸraf
    Dilinden 
  bu ölümsüz mısraların döküldüğü an
  işte o andır…
ZAKKUM VE VEDA BUSESİ...

ORHAN SEYFİ ORHON...

3 Ekim 2018 Çarşamba

HER GÜNE 1 KİŞİSEL GELİŞİM

4 EKİM

''YARALARINLA GURUR DUY''
  Zordur gönül işleri ve öyle bir zaman gelir ki bir sondur ya da başka bir kavrayışa geçtiğin yeni bir kapı; 
FotoÄŸraf
  Yeni biriyle tanışmaktan örneğin, 
   o kişiye güvenmekten, 
   o insana hayatını özetlemekten, 
FotoÄŸraf
   onun, 
  özetin içindeki kırılgan noktalardan seni vurmasından,    yaralamasından, 
 güven duygunun körelmesi ve 
 kendini kollarınla sarıp her seferinde yine teskin etmekten 
FotoÄŸraf
   ve bu kısır döngüden o kadar çok yorulursun ki, 
   artık yeni bir insanla tanışmaya kapatırsın bilinmez bir zamana kalbini...
FotoÄŸraf
   Velhasıl hayat gerçekten güzeldir aslında 
  ama o güzel dönemlerden birinde değilsindir
 belki sadece.
FotoÄŸraf
  Ve iyi insanlar da gerçekten vardır bana güven, 
belki kötülere denk gelmişsindir 
şu ana kadar şanssızca...
FotoÄŸraf
  Demek istediğim bitişler dahi güzeldir 
içindeki bilgeliği görebilirsen eğer. 
FotoÄŸraf
Zira ardında güzel başlangıçlar taşır senin için her bitiş... 
   Sadece o başlangıçta değilsindir belki de ve 
belki çok yakınsındır
 inanırsan gerçekten o son içindeki
 tohuma...
FotoÄŸraf
   Seni sen yapan kazandığın savaşlar değildir kısaca kaybettiklerindir daha çok. 
FotoÄŸraf
   İnsan kazanarak değil, en çok da kaybederek öğrenir üzülme...
FotoÄŸraf
   Sırf bu yüzden, yaralarınla gururu duy artık ve yücelt onları utanmak yerine zira ''yaraların, ışığın içeri girdiği yerdir'' der Mevlana...
   Ne kadar çoksa o kadar aydınlığa taşır seni yani, bir de böyle düşün...
FotoÄŸraf
BUGÜN: 
Havanın her şartta aslında ,
ne kadar güzel olduğunu fark et...

30 Eylül 2018 Pazar

HER GÜNE 1 KİŞİSEL GELİŞİM

1 EKİM

''KENDİNLE KONUŞ''
FotoÄŸraf
Bugün 
çok basit ve 
çok önemli bir yöntemden 
bahsedeceğim için sana, 
uzun uzun yazıp da 
odaktan uzaklaştırmayacağım seni...
FotoÄŸraf
    Kendi kendine telkinle ve 
Gestalt psikolojisi ile alakalı 
bu yöntemi 
demeni öneririm sana, 
zira neredeyse
 hiç zamanını almayacaktır 
emin ol...
FotoÄŸraf
1857- 1926 
tarihleri arasında yaşayan 
Fransız eczacı Emile Coue
FotoÄŸraf
insanların 
sadece zihinlerini kullanarak 
sağlıklarına kavuşacakları, 
çığır açacağına inandığı 
bir yöntem 
geliştirir...
Animasyonlu FotoÄŸraf
   Yöntem 
temel olarak 
olumlu düşünmeyi, 
iyimserliğe yoğunlaşmayı ve 
kendi kendine telkini
 içermektedir....
FotoÄŸraf
 Sloganı;
 ‘’Her Gün, 
Her Bakımdan
Daha İyiye Gidiyorum!’’
idi....
FotoÄŸraf
   Bu cümleyi 
gün içinde pek çok kez, 
özellikle sabahları ve 
akşam gün biterken söylersen, 
kendini daha iyi hissedeceğin
 bir sürece giriyorsun...
FotoÄŸraf
Olağan üstü basit ve
Denemeye değer…
FotoÄŸraf

BUGÜN: 
GÜN İÇİNDE
 PEK ÇOK TEKRARLA
BU CÜMLEYİ...

26 Eylül 2018 Çarşamba

HER GÜNE 1 KİŞİSEL GELİŞİM

27 EYLÜL

''YAŞLAN AMA İHTİYARLAMA''
   Özellikle sabahları fark edeceksin ve öğleye doğru hâlâ geçmemiş olduğunu,,
FotoÄŸraf
   Akşama doğru aynı görünecek, tıpkı daha gençken ama arada bir gerçekten yorgunken görünmen gibi...
FotoÄŸraf
   Banyo sonrası inceleyeksin vücudunu daha sonra, ya da çok sevdiğin o tişörtü giydikten sonra, eskisi gibi durmayacak sanki...
FotoÄŸraf
   Yaşlanmak, yorgun görünmeye benzer en çok... 
Hiç bir uykunun onarmaya yetmediği bir yorgunluk... 
FotoÄŸraf
   Sinsice yerleşecek yüzüne ve yorgunluk sandığın bu şeyin başka bir anlamı olduğunu fark edeceksin sonra; geçmediği ve düzelmediğini...
FotoÄŸraf
   Her sene daha ağır yerleşecek yüzüne, yorgunluğa benzeyen bu şey ve en kötüsü de her şey o kadar yavaş olacak ki normalde korkman gereken bu şeyin önceleri farkına bile varamayacaksın...
FotoÄŸraf
   Çocukluktan hatırladığın yaşlı insanların sonsuz uzaklıkta gördüğün zaman dilimine girdiğini fark edeceksin ve onlara benzemeye başladığını...
FotoÄŸraf
   Ellerinde beneklerle, sadece başkalarının başına geleceğini düşündüğün bu şey senin de başına gelecek her gün adım adım...
FotoÄŸraf
  Tıpkı yorgunluk gibi 
  ve sen sanki; 
  sadece yorgunmuşsun gibi...
FotoÄŸraf
   Korkma, kimsenin bundan bundan kaçışı yok, eğer gerekli bir şey olamasıydı, 
   evrim 
   çoktan ala aşağı ederdi onu yani...
   FotoÄŸraf
   Sen; yaşlan, 
   yaş al 
   ama sakın ihtiyarlama...
FotoÄŸraf
BUGÜN: 
Şu an 
 20 yıl sonrasını düşün, 
yanında kimler kaldı, 
gidenlerle iyi ayrıldın mı?