21 Kasım 2013 Perşembe

BİLİNMEYEN NO:113

OKUNMA SAYISINDAN ANLADIĞIM KADARIYLA HALKIN İSTEĞİ OLANA DEVAM..
GARİP AMA GERÇEK FENOMENLER PART II..
  

(SÖZ UÇAR YAZI KALIR..)
   İtiraf etmek gerekirse sıkışık işlerimden dolayı fazla vakit ayıramadığım için bir çeşit kurtarma yazılısı niteliğindeki dünkü basit yazım fazlasıyla ilgi görmüş..?
   'Siz yeter ki isteyin' duyguları içinde canıma minnet olan bu konuya (bugün yine sıkışığım) bu gün de devam etme kararlığıyla yeni konumuza giriş yapmış bulunuyorum..
   Ve fekat neden böylesiniz siz? diye de kendime sormadan edemiyorum aslında, neden asıl hayatımızı sıkıcı buluyor da gizemlerin o çekici ırmağına bırakmaktan kendinizi bir an olsun hicap duymuyoruz.? (hayatımda ilk defa hicap dedim,, oley:)
   Sebebi her ne olursa olsun körü körüne inanmamamızı mutlaka başka açıklamaların da olduğunu gerçeğini göz önünde bulundurup (bakınız okkamın usturası ile ilgili yazım; Bilinmeyen NO: 44) paradigmanızı buna göre şekillendirmenizi ama yine de her neye inanıyorsanız ve sizi mutlu ediyorsa hiç bir sakıncası bulunmadığı şeklindeki naçizane fikrimi de ekleyerek (aslında benim de eğer komplo teorisi değillerse sevdiğim) garip amma gerçek köşesinin ikincisinin açılışını yapmış bulunuyorum..
   Hayırlı uğurlu olsun...


(ANADOLU TEPKİSİ; TÖBE ESTAFURULLAH??)

1932 yılında ABD'de Pedro Dağları'nda bulunmuş bir mumya görüyorsunuz. 

Mumya koyu bronz renginde ve oldukça buruşmuş vaziyetteydi. 

Hayattayken boyu 35 cm'yi geçmiyordu ve

Röntgen ışınlarıyla yapılan incelemede bu canlının ağırlığının 5,5 

kg. olduğu ortaya çıkarıldı. 

Cinsiyeti erkek ve bütün dişleri yerinde. 

Öldüğünde aşağı yukarı 65 yaşında ... 

Mumya 350 gr. ağırlığındadır. Alnı çok aşağıdadır. 

Ezik bir burnu ile büyük ve geniş burun delikleri vardır.

Çok geniş ağzı ile incecik dudakları bulunmaktadır. 

Bu yaratığın bilinen insan türlerinden çok daha küçük olduğu ve  

(bazı araştırmacılara göre) çok küçük boyutlarda olan

 bir ırkın üyesi olduğu düşünülüyor...

***

(SPİRALLER)
 
bu dünyaya (yaşlarından dolayı) ait gibi durmayan  bu spiral cisimler 

1991 - 1993 yılları arasında 

Rusya'daki Ural dağlarının doğusundaki Narada Deresi'nde bulunmuşlar... 

Boyları en fazla 3 cm. olan bu cisimlerden 0,003 mm. olanları da var. 

Büyük olanları bakırdan küçük ve çok küçük olanları ise

çok ender rastlanan "tungsten" ve "molybdenum" maddelerinden yapılmış... 

Mikroskopla yapılan incelemeler sonucunda spiraller 

kusursuz bir biçimde "altın oran" tekniğiyle yapılmıştı. 

Daha da şaşırtıcı olan şey ise; 

Bütün bilimsel incelemelerin gösterdiği gibi bu 

cisimlerin yaşlarının 20.000 ile 318.000 yıl arasında değiştiğidir. 

Daha da garibi, bu yaş farkı 

cisimlerin bulundukları derinliğe göre değişmektedir. 

***

(BİLİNMEYEN AYGIT)


Gördüğünüz sevgili arkadaşlar; "Geode of Coso" denilen antik bir parçadır. 

Bu kaya parçasının üzeri doğal kristallerle kaplanmıştır. 

İçinde bir boşluk ve boşlukta, malzemesini metal ve porselenin 

oluşturduğu garip bir cisim bulunmuştur. 

Resim A : Kaya parçasının iki parçaya bölünmüş hali. 

Resim B : Taşın her iki yarısının iç kısmını görüyoruz. 

Resim C : Radiography tekniğiyle içindeki cismin resmi çekiliyor. 

Cisim o kadar eski olmasına rağmen metal bir yapıdadır.
 
Bu cismin üzerinde meydana gelen ve onu kaplayan 

kristal oluşumlu kabuğun oluşabilmesi için 500.000 yıl geçmesi gerekiyor.. 

(yine insan yaşından fazla?) 

Resim D : Yan taraftan çekilen radiography resminde metal cismi 

daha ayrıntılı bir şekilde görüyorsunuz. 

Sonuç olarak bu garip cisim 500.000 yıl yaşındadır. 

Kısaca nedeir ne değil belli değil kardeşim??


***

(HARİTA AMA TARİHİ PROBLEM??)

Bu 120 milyon yıllık taş parçasının yüzeyi,
Ural Bölgesini gösteren bir haritayla kaplıdır.
 Görünüşe göre bu kadar eski bir haritanın olması imkansızdır.
Bashkir State Üniversitesindeki bilim adamları, 
çok eski zamanlarda, gelişmiş uygarlıkların olduğuna 
dair kanıtlardan biri olarak yorumluyorlar eseri. 
Bu gerçekten de insan eliyle yapılmış bir rölyeftir.
Günümüz askeri haritaları ile neredeyse 
aynı karakteristik özellikleri sergilemektedir. 
Harita sivil çalışmaları göstermekte 
yani uzunluğu 12.000 Km 'yi bulan kanallar, 
nehirlere çekilen çitler, güçlü barajlar...
Kanallardan çok da uzakta olmayan yerde 
elmas biçimindeki yerler gösterilmiştir. 
Ayrıca harita bazı yazıları da içermektedir. 
Hatta sayılar bile vardır. 
Bilim adamları önce bunun eski çince olduğunu düşündüler. 
Daha sonra bu düşünce bilinmeyen bir kaynağa ait 
hiyeroglif - syllabic türü yazıya dönmüştür. 
Vee tabiki yazı hala çözülemedi,, biraz zorlayın belki okuyan çıkar;) 

***

(BU NE DOKTOR??)

Bu metal kürecikler Güney Afrika, Klerksdorp'tan. 
Birinin üzerinde kürenin çevresini dolaşacak şekilde 
birbirine paralel 3 çizgi oyulmuştur. 
Bu küreler Cambrian devri öncesine ait
 pek çok mineral arasında bulunmuştur (2,8 milyar yıl öncesi). 
Bu kürelerden bazıları 6 milimetre kalınlığında, 
ince bir kabuğa sahiptirler.
 Bu ince kabuk kırıldığı zaman kürenin içinden süngerimsi garip bir şey çıkıyor. Bu süngerimsi şey havayla temas edince
 parçalanıp toz haline geliyor. 
Bu kürelerin ne oldukları , içindeki ve
ne amaçla yapıldıkları bilinmiyor.
(hani bilinse burada yazmazdım yani, o derece ..) 

***

(İŞTE BU ÇOK GARİP)

Bu resimde Antikythera mekanizmasını görmektesiniz. 
Sağ tarafta ise teknik şeması yer alıyor.
 Alet 1900 yılında Girit adasında bulundu. 
M.Ö. 1.yüzyıla ait olduğu düşünülüyor. 
Bu antik bronz mekanizma bize eski 
uygarlıkların düşündüğümüzün aksine 
daha ileri bir teknik bilgiye sahip olduğunu kanıtlıyor. 
Astronomik takvim olduğu düşünülen bu mekanizmanın içinde 
başka dişliler de bulunmakta??? 

***
(BUGÜN BİLE BUNLARI TAŞIYACAK VİNÇ YA DA KAMYON??)
Resimde gördüğünüz parça 1050 ton ağırlıkta ve 25 metre uzunluğundadır. 
Bu " momolit " takma adlı yekpare blok 
dünya üzerindeki işlenmiş en büyük taş bloktur.
 Bu taşları hangi babayiğit ve nasıl buraya getirebilmişti?


(BAŞKA BİR AÇIDAN..)

 Lübnan'daki Balbek'e ait bir başka resim...
20 metreden daha büyük taşların kullanıldığı 
bu antik şehir Roma İmparatorluğu'ndan da eski. 
Hatta Sümerliler zamanında bile burası antik bir şehirdi o zamanlar. 
Taşların büyüklüğünü göstermek amacıyla iki kişi yapıların arasında dikiliyor. Bugün kimse burasını kimlerin yaptığını, 
nasıl yaptığını, ne amaçla ve ne zaman yaptığını bilemiyor. (demiştim di) 

***

(MODERN İNSANDAN ÖTEYE..)

Bu cisim Kanada'nın Kuzey kutup bölgesindeki Axel Heiberg adası 
eski fosiller koleksiyonunda bulunmuştur.
İncelemeler bunun bir insan parmağı fosili olduğunu gösteriyor.
 Bu fosil 100 ile 110 milyon yıl öncesine aittir 
(Creataceous jeolojik dönemi).
Röntgen ışınlarıyla yapılan inceleme sonucunda 
yukarıdaki resimdeki siyah kısımların 
parmak kemiklerine ait olduğu ortaya çıkmıştır.
Bu kadar eski zamanlarda ... yine insan yok??
WTF dude?? 

***

(JAPONYADA PİRAMİT??)

Japonya'nın Yonaguni adasının yakınında,
 denizin 23m altında insan yapısı olduğu belli olan piramitler bulunmaktadır. 183m genişliğinde 
ve 27m  yüksekliğindeki bu piramitler
 yaklaşık, 8 ila 10 bin yıllıktırlar. 

***

(KALP NAKLİ VE EVCİL DİNOLAR..)

Peru'daki Ica çölünde bulunan ve binlerce yıl öncesine
 ait olan Ica taşları akılları karıştırıyor.
Dr. Javier Cabrera büyük bir sabırla bu taşları 
koleksiyonunda toplamış ve binlerce taştan oluşan bir müze açmıştır.
Bu taşlara kazınmış olarak, 
kalp naklini gösteren ameliyatlardan 
dinozorları avlayan insanlara kadar bir çok olay gösterilmektedir.
 Hatta evcilleştirilmiş dinozorların üzerinde oturan
 insanlar bile tasvir edilmiştir.
(bak şimdi??) 

***

(MISIRLILARIN AVUSTRALYA TURİSTİK GEZİSİ..)
Mısırlılar Avustralya'ya mı gitti yoksa??
1900 'lü yılların başlarında 250 civarında hiyeroglif Sydney 'in
 100 km kuzeyindeki Hunter Valley
 ulusal parkında keşfedilmiştir (Avustralya).
 Bunlar antik Mısır hiyeroglifleridir. 
Kuşkuya yer bırakmayacak olan 
Eski Mısır Tanrısı "Anubis" çizimi ile birlikte 
hiyeroglifler şu soruyu akla getiriyor: 
Acaba Eski Mısırlılar Avustralya 'ya mı gitmişlerdi hem de tee o zamn ve niyekine?
  
(FAZLA DA KAFAYA TAKMA BENCE..)
   Gördüğünüz gibi sevgili arkadaşlar her ne kadar kafa bulsam da bu resimler bütün dünyada tanınan ve anlamlandırılmaya çalışıldıkça gizemlerini vermemekte direnmeye devam eden soruların kanıtları niteliğindedir..
  Her ne ise açıklamaları elbet bilim eninde sonunda bulacaktır.. 
  O zamana kadar Ockkam'ın usturasına güvenmeye devam..
  Alice'in tavşan deliğindeki macerasına benzer mutluluklar içinde maceradan maceraya koşmanız dileğiyle.. 
   İstemiyorsanız sorun yok evde oturup çay içmeye devam :)
                   (çetin TARI)

GÜNÜN VİDEOSU:

AÇIKLANAMAYAN OLAYLAR 1






GÜNÜN KARİKATÜRÜ:

UZAYLI İLE İLK TEMAS ;)

20 Kasım 2013 Çarşamba

BİLİNMEYEN NO:112

GARİP AMA GERÇEK BİR KAÇ OLAY,,

YA DA BUGÜN DÜNYAYA BİRAZ FARKLI BAKALIM AMAÇSALI..

(GARİP OLAYLAR BAZEN İYİ GELİR İNSANA,,
GÜNDELİK SIKINTILARI UNUTURSUN..)
 
    Sevgili arkadaşlar bugün sizlere ilginç bir kaç fotoğraf göstereceğim, yorum yapmadan ve asıl amacımızın eğlenmek olduğunu belirterek, zira ölümlü dünya bugün var yarın yokuz...
    
    Yalnız baştan uyarmak isterim ki bazıları gerçekten kafa karıştırıcı..
   
   En azından bu sabah günün rutininden uzaklaşmamız ve farklı beyin kıvrımlarımızın çalışması açısından yararlı olabilirler...
   
   İyi eğlenceler dileklerimizle uçuşumuz başlıyor...

***
UFO?

Giovannino tablosu Ufo Fenomenleri






















Filippo Lippi'nin 15. yüzyılda yapılan 
"La Madonna e san Giovannino" tablosu.
 Tabloda  havada görülen yuvarlak, 
ışık saçan cisim bir kişi tarafından izleniyor. 
Roma dönenimde de UFO fenomenleri varmış demek ki 
ya da siz nasıl bir açıklama getirirseniz artık...

***
DİNO?

 1945 yılında Waldemar Julsrud adlı

deneyimli bir arkeolog tarafından Meksika'nın 

El Toro Dağı'nda buluna kilden

 yapılmış bu heykeller M.Ö 800'den 200'e kadarki

dönemde yaşamış Chupicuaro'lara ait... 

Oysa bulunan heykelcikler , 65 milyon yıl önce yok 

oldukları düşünülen çeşitli türlerdeki dinozorları kusursuzca tasvir ediyordu. 

Modern bilim döneminde, neye benzedikleri ancak çözümlenen tarih öncesi bu 

yaratıkları nasıl oldu da böyle eski bir uygarlık kusursuzca sanat eserlerine 

yansıtmış olabilir? hem de görmeden...

***
BU FAVORIM,, BU GAVURLAR ÇOK FENA ABİ :)

Jakarta`da Levi`s`in Kurban Bayramı tebrik ilanı..
Resimde ki kumaşın fitillerine odaklanıldığında 
namaz kılan hacılar 
sıralı şekilde oturduğu görülüyor...
(İLK BAKIŞTA HİÇ ANLAYAMADIM..)

***

DOKUNMAK...

***


Bu altın maket Kolomb öncesi döneme ait bir mezarda bulunmuştur.
Yaklaşık 1800 yıllıktır.
Görünüşe göre bir uçağın doğru ölçekli maketi gibi duruyor. 
(Delta kanatlı, motor yerine sahip, pilot kabini var,
 kuyruk kanatları bile doğru şekilde tasvir edilmiş.)
Güney Amerika 'da buna benzer birçok eser bulunmuş...
İLGİNÇ GİBİ...

*** 



Yukarıdaki resimde gördüğünüz çekiç bir kum taşı içinde bulunmuştur.
 Yani prensibe göre, 
bu kum taşı oluşurken çekiç oradaydı. 
Keşif 1844 yılında Fizikçi David Brewster tarafından yapılmıştır. 
İngiliz jeoloji araştırma merkezinden 
dr. A. W. Med tarafından yapılan analizlerde bu kum taşının 
yaşının 360 ile 460 milyon yıl olduğu saptanmıştır. 
Yani çekicin de o kadar eski olması gerekiyor.
 Ama o zaman insan diye bir varlık yoktu...
 (GÜZEEL,, KAFA KARIŞTIRICI:)
    
   Kendinizi fazla kaptırmadan dünyanın gizemlerine hayranlıkla hayret edeceğiniz ve bunların da tam da istediğiniz açıklama ile (ufo mu olsun? olsun nasını satiim;) çözülmesi dileğiyle..
                                             (Çetin TARI)

GÜNÜN VİDEOSU:



GÜNÜN KARİKATÜRÜ:

REKABET:)



19 Kasım 2013 Salı

BİLİNMEYEN NO: 111

SAĞIRDIRLAR,, DİLSİZDİRLER,, KÖRDÜRLER...
ONLAR AKILLARINI KULLANAMAZLAR...

YA DA FARKINDALIK PROBLEMİ?

(NE OLUP BİTTİĞİNİ İZLEMELİSİN,,
ASIL GÖREVİN BU..)
   Hayatı çözebilmiş olmayı dilerdim ve aslında böyle insanlara imrenmeyle bakmaktayım... 
   (ama bunları zorla diretmeye çalışanlara değil..)

  Bazılarınızın anlamayacağı bu muğlak cümleleri kuruyor olmaktan da esef duymuyorum aslında zira kendimi bir araştırma yolcuğunda hissediyorum..
   
  Doğru olana asla ulaşamayacağım belki ama yol üzerinde aşağıdaki şiire benzer kilometre taşları içimde yine de bir umudun yeşermesini sağlayacak, biliyorum..
   
  Neden mi bahsediyorum.?
   
  Aynı kafada olduğumuz bazılarınız anlayacak ya da sezecektir şüphesiz ama yine de fazla deşmek istemiyorum,, kaldı ki biliyorsunuz bir çeşit günlüğüm bu yazdıklarım...
    
  Ve ne yazıyorsam kendi Arafımdan kurtulabilmek içindir aslında..
(ÇARPILMAK; TEMSİLİ..)
   
  
  Velhasılı aşağıdaki şiiri çok seviyorum,, beni tamamen teslim alamasa da ana fikri (isterdim),, yine de derinlerimde inanmak istiyorum galiba...
   
  Belki bir gün ve herhangi bir fikre ihtiyacım da yok bunun için anlayın...
  
  Hala memnun olduğum bir yolculuktayım ve daha ahlaklı bir insan olmak için her hangi bir düşünsel sisteme ihtiyacım yok benim...

(YARATIM..)

Adam fısıldadı: 
''Tanrım konuş benimle...''

Ve bir kuş cıvıldadı ağaçta.
Ama adam duymadı.

(HUZUR..)
Sonra adam bağırdı:
...''Tanrım konuş benimle...''

Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı.
Ama adam dinlemedi onu.
(ZAMAN..)
Adam etrafına bakındı ve,
''Tanrım seni görmeme izin ver,,'' dedi.

(SEVGİ..)
Ve bir yıldız parladı gökyüzünde.
Ama adam farkına varmadı.
Ve yüksek sesle haykırdı:
''Tanrım bana bir mucize göster...''
Ve bir bebek doğdu bir yerlerde.
Ama adam bunu bilemedi.
(ŞANS..)
(UMUTSUZ VAKA..)
Sonra çaresizlik içinde sızlandı:
''dokun bana tanrım
 ve burada olduğunu anlamamı sağla, 
ne olur!''
Bir kelebek kondu adamın omzuna...

Ve adam kelebeği, elinin tersiyle uzaklaştırdı...

   Farkında mutlu olduğunuz günlerin bir an önce gelmesi ya da zaten öyle ise,, çoğalması dileğiyle...
                                           
 (Çetin TARI)


GÜNÜN VİDEOSU:

Tanrı Kelimelerle Konuşmaz 

 (Robin Williams'dan)

Patch Adams


GÜNÜN KARİKATÜRÜ:

UMUT SARIKAYA'DAN; HOCA GELMEDİ, NAMAZ DÜŞTÜ